Ayrımcı Söylemlerle Mücadele İçin “Satır Aralarını” Okumak Prof. Dr. Ülkü Doğanay Neden söylem? Neden medya? Söylem, toplumsal alanda süregiden iktidar ilişkilerini dilin anlamlandırma mücadelesi üzerinden okumayı öneren bir kuramsal yaklaşımın kavramı. Foucaultcu perspektiften bakarsak “bilgiyi kuran, bu bilginin içinde zaten yer alan toplumsal pratiği ve güç ilişkilerini yaratan yollara verilen ad.” (akt. Çınar, 2013: 138) İktidarın yukarıdan değil aşağıdan, mikro tekniklerle üretilmesine olanak sağlayan şey de bu. Zira söylem iktidarın bize “şeyleri”, içinde yaşadığımız dünyanın nasıl bir dünya olduğunu tanımlamasının, arzunun ne olduğunu öğretmesinin, bilgiyi biçimlendirmesinin, normali tanımlamasının aracı. Ancak yalnızca iktidara özgü bir araç olarak göremeyiz söylemi. Söylem, Laclau ve Mouffe’un belirttiği gibi toplumsal gruplar ve özne konumlarının yanı sıra toplumsal alandaki tüm politik mücadelelerin, taleplerin, kimliklerin de kendilerini var etmesini dolayımlar. Bu nedenle ancak toplumsal olanın bir tür dikişleme/teğelleme yoluyla, kısmi, geçici bir bütünsellik içinde mümkün hale gelebildiğinden söz edebiliriz (akt. Durna ve Kubilay, 2010, 54-58). Bu geçicilik ve kısmilik vurgusu, bize söylem hakkında önemli bir şey daha söyler: Toplumsal gerçeklik tanımları bu anlamlandır107

Hedef paragraf seç3