Etnik Kotalı Demokrasiler ve Ayrımcılık: Bosna Hersek Örneği
olarak görülebilir mi? AİHM, görülebileceği görüşünde. Her ne kadar
anayasa bir uluslararası anlaşmanın eki olarak Bosna’ya dayatılmışsa
da, Bosna-Hersek bir devlet olarak bu anayasayı değiştirme yetkisine
sahiptir. Bunun örneği de mevcuttur. Bosna-Hersek Anayasası, Bosna-Hersek devleti organlarının yetkisini kullanmasıyla değiştirilmiştir.
Fakat, dava konusu olayda anayasa değişikliğine gitme yolunu izlemeyerek Bosna-Hersek bu mağduriyetin bizzat faili olarak karşımıza çıkıyor. Mahkeme, bu düzenlemenin herhangi bir haklılaştırıcı veya meşrulaştırıcı gerekçesi olup olmadığını da değerlendirmiştir. Bu konuda ise
AİHM, belki 1995’te, çatışmanın ilk bittiği anda sürdürülebilir bir sistemi, iç çatışmayla bölünmüş Bosna-Hersek devletini tek bir çatı altında
toplayabilecek bir sistemi kurabilmek açısından böyle bir ayrımcı hükmün, açıkça ayrımcılık içeren bir hükmün benimsenmesinin mümkün
olabileceğini belirtiyor. Fakat artık bu koşullar ortadan kalktığı için, bu
açık ayrımcı hükmün orantılılık prensibi bakımından kabul edilmesinin
mümkün olmadığı sonucuna varılıyor. Burada, “Çatışma sonrası olağanüstü koşullarının ortadan kalktığını gösteren olgular nelerdir?” veya
“Bosna-Hersek devletinin bu bağlamda geçirdiği değişiklikler nelerdir,
1995’ten bu yana ne olmuştur?” soruları da sorulmalıdır. Öncelikle, Bosna-Hersek 2005 yılında daha merkezi güvenlik organları, özellikle ordu
yapılanmasına geçmiş ve başka birtakım uluslararası yükümlülüklerin
altına girmiştir. Örneğin, NATO ile bir işbirliği (partnership) sözleşmesi imzalanmıştır. Avrupa Birliği (AB) ile, AB üyelik perspektifi öngören bir anlaşma imzalanmıştır. Dolayısıyla, Bosna-Hersek’teki koşullar
1995’teki koşullar değildir ve bunun göz önüne alınması gerekir. Bu
bağlamda bu açık ayrımcı hüküm orantılılık prensibi bakımından varlık
sebebini kaybetmiştir.
Bu bağlamda AİHM, Bosna-Hersek’in kurucu halkların sistemde
etkin olmasını sağlamak için izleyebileceği başka yolların olup olmadığını tartışmıştır. Bu bağlamda, Venedik Komisyonu’nun raporları ile
başka birtakım uluslararası kurumların raporları gündeme gelmektedir.
Örneğin, Avrupa Konseyi’nin bir organı olan European Commission for
Democracy Through Law. Bu belgelere dayanarak, Bosna-Hersek’te çok
etnikli ve çokkimlikli yapıyı koruyabilecek fakat açıkça ayrımcılık içermeyen birtakım mekanizmaların oluşturulmasının mümkün olduğu so181