Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
mination sözcükleri arasındaki farka benziyor. Bizim Anayasamızın 10.
maddesi de “ayırım”dan bahseder. Üzerinde durulmaya değer bir konudur. Not etmekle yetineyim, tartışmak isteyen olursa diye…
İkinci olarak, bu kavramların anlamı üzerinde duralım. Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın bu
konuda bazı tanımlamalarına başvuralım. Ayrımcılık, genellikle eşitlik
ilkesiyle birlikte düşünülür. Bu aynılaştırma, eşitlik ilkesinin zaten verili
bir şey olduğu, yani devlet müdahale etmedikçe eşitliğin söz konusu olduğu varsayımına dayanan klasik yaklaşımın bir uzantısıdır. Oysa, özellikle 1970’li yıllardan itibaren farklılıklar varsa muamelelerde de farklı
yaklaşılması gerekliliği kabul görmeye başlıyor. Bu yönden, iki sözcük
arasındaki fark çok da kritik sayılmasa da dikkate değerdir ve eğer gerekiyorsa burada tartışılabilir.
Tanımların benden önceki konuşmacılarca yapıldığını varsayıyorum. Eğer yapılmadıysa kısaca değineyim. “Doğrudan ayrımcılık” ne
anlama gelir? Bu, bir kişi veya grubun, ayrımcılığın yasaklandığı nedenlerin birisinden hareketle daha dezavantajlı duruma itildiği herhangi bir
politika, herhangi bir mevzuat metni veya herhangi bir mahkeme kararı
yoluyla yani kamusal bir eylem veya ihmal suretiyle ulaşılan dezavantajlı durumunu anlatıyor. Yani ayrımcılığın en görünür olanını… Bir de
ayrımcılığın bu şekilde açıkça görünür olmayan türleri vardır. “Dolaylı
ayrımcılık” deniyor. Görünüşte herkes için nötr gibi duran bir hüküm
veya politikanın, bazı grupları daha dezavantajlı duruma itmesiyle ilgili
bir kavramdır bu. Benim öğrencilerimden duyduğum bir olay çok güzel
açıklıyor bu örneği: Öğrencimiz yargıç olmak istiyor. Yazılı sınavda başarılı olmuş, mülakata gelmiş. Mülakattaki kişi soruyor: “Sizi tanımak
isteriz, nasıl bir hayatınız vardır? Sabahları kaçta kalkarsınız mesela?”
Bu dolaylı ayrımcılık sorusudur. Öğrencimiz bu “doğal” ve “nötr” soruyu yanıtlar: “Herkes gibi 7-8 gibi…” Oysa aslında bu tarafsız sorunun
arka planında öğrenciye namaz kılıp kılmadığı sorulmaktadır. Sabah
namazı saatinde ne yapmaktadır yani, merak edilen budur. Böylelikle
adaya “dindar mısın, değil misin” gibi yapacağı meslekle doğrudan ilgisi olmayan bir soru sorulmuştur. Benzer bir olay Strazburg içtihadında
Yunanistan’a karşı bir başvuruda gündeme gelmiştir. Başvurucu, Yehova
Şahididir, bu nedenle halkı askerlikten soğutma suçundan mahkûm ol218
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle