İnsan Hakları Mahkemesinin İçtihatlarında Ayrımcılık Yasağı
si yaptı. Türkiye üzerinden örmeye başladı bu ayrımcılık temeline ilişkin
kararlarını. Örneğin daha yakın tarihli Enver Şahin kararı vardır dikkat
çeken. Başvurucu, Fırat Üniversitesi’nde okumak isteyen felçli bir kişiydi.
Kaydedildiği zaman herhangi bir engeli yoktur, fakat bir trafik kazası geçiriyor, felç oluyor ve ardından diyor ki, “Ben üniversite eğitimime devam
etmek istiyorum ancak üniversite binası bana uygun değil. Amfiler yukarı
katta ve ben buraya giremiyorum. Bundan dolayı eğitim özgürlüğüm bağlamında bir sorun var.” Üniversite yönetimi bunu reddediyor ve diyor ki,
“Mali yeterliliklerimiz bunu karşılayacak durumda değil. Siz teorik derslere değil ilk kattaki atölye derslerine katılabilirsiniz.” Bunun üzerine konu
Strazburg organlarına geldiğinde burada da Mahkeme engellilik temelli
olarak eğitim özgürlüğünün ihlal edildiği kararı vermiştir.
Bu kümelemelerin yanında iki kararın üzerinde durabiliriz. İlkin
Gülay Çetin vakasına değinelim. Bu kararın içeriği şöyledir: Başvurucu
çok ağır hastadır ve tecrit altındadır. Gülay Zere vakası vardı bundan
önce ama Mahkeme bunu teknik nedenlerle incelememişti. Bu vakada
Mahkeme ihlal belirlemesini şöyle yaptı: Gülay Çetin çok ağır hastaydı, dolayısıyla cezaevinde tutulmaması gerekiyordu. Ya Cumhurbaşkanı’nın affetmesi veya Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mahkûmlara ilişkin hükmünün uygulanması gerekecekti. Türkiye mevzuatı yönünden
şöyle bir sorun vardı: Başvurucu daha mahkûm olmamıştı, tutukluydu.
Bizim mevzuatımız tutuklulara bu şekilde bir serbesti olanağına izin
vermiyordu. Cumhurbaşkanı affı da sadece mahkûmlara yönelik uygulandığı için başvurucunun ısrarla cezaevinde tutulması söz konusuydu.
Strazburg organları burada mahkûmlar ile tutuklular arasındaki farklı
muameleyi tespit ederek bu bağlamda ayrımcılık belirlemesi yapmıştır.
Bir diğer vakamız Altınay kararıdır. Bu hepimizin bildiği üzere, meslek liselerine yönelik katsayı uygulamasıyla ilgilidir. Burada Strazburg
organları ikili bir ayrım yapmıştır. Düz liselerle meslek liseleri arasındaki ayrım haklılaştırılabilir görülmüştür. Fakat bu olayda, başvurucunun
girdiği yıllarda böyle bir katsayı uygulaması olmadığı dikkate alınmıştır.
Başvurucunun bunu öngörmesi mümkün olmadığı için bu bağlamda bir
ayrımcılık olabileceği ifade edilmiştir. Tekrar edeyim: Mahkeme, meslek
liseleriyle düz liseler arasındaki farkın ayrımcılık yaratmayacağını söylemiştir. Ama başvurucunun girdiği yıl böyle bir şey yoktu, son sınıfa
227
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle