Ulusal ve Uluslararası Yükümlülükler Açısından Türkiye’de Ayrımcılık ve Nefret Fakat madde başlığı “Ayrımcılık” iken, “Nefret ve Ayrımcılık” olarak değiştirildi ve sonuçta “nefret yoksa ayrımcılık da yok” anlamına gelmeye başlayınca artık ne ayrımcılık cezalandırılıyor, ne de nefret suçu. - Md. 125: Hakaret suçunun din ve inanç yaymayla ilgili olması halinde en az 1 yıl hapis. Fakat misyonerleri yaralamak ve öldürmek buna dâhil edilmiyor. - Md. 216: Amacı, nefret söylemini önlemek. Sınıf, ırk, din, mezhep, bölge farklılıklarını kullanarak kin ve düşmanlığa alenen tahriki cezalandırıyor. Fakat güya “grup tahkiri”ni önlemek için çıkarılmış olan bu madde bunu cezalandırmıyor; Yargıtay’ın hiçbir kararı grup tahkirine (Kürtlere, gayrimüslimlere…) dayanarak verilmedi. Üstelik amacına tam ters biçimde uygulanıyor: Kin ve düşmanlığa tahrik edenleri değil, bu tahrikçileri eleştirenleri ve teşhir edenleri cezalandırmaya yöneliyor. Nitekim, biraz aşağıda yine sözü edilecek Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun (BİHDK) yayımladığı 2004 Azınlık Raporu’nu yazan profesör ile Kurul’da oylatan profesöre dava açıldı. Özet: AB Uyum Paketlerinin 2001-2004 arasında getirdiği ifade özgürlüğü, yargı tarafından hakaret ve tehdit özgürlüğüne dönüştürülmüş durumda. 3) Mart 2016 Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu: Özelliği, ispat yükümlülüğünü karşı tarafa yüklemesi, ayrıca idari para cezasının kusurlu kamu görevlisine rücu ettirilmesi. Uygulaması henüz belirginleşmedi. TC’nin Ayrımcılık ve Nefret Konusundaki Uluslararası Yükümlülükleri Aşağıdaki uluslararası hükümler, yukarıda özetlenen TC iç hukukuyla birleşince, ayrımcılığın cezalandırılması için yeterli hukuksal düzen oluşmakta. 1) AİHS Md. 14: “Cinsiyet, ırk, dil… hiçbir ayrımcılık gözetilemez.” Bu haliyle güçlü değil ama AİHM, AİHS Md. 10 (ifade özgürlüğü) ve 29

Hedef paragraf seç3