Ulusal ve Uluslararası Yükümlülükler Açısından Türkiye’de Ayrımcılık ve Nefret
2011’de İstanbullu bir Ermeni kadın taksimetrenin sıfırlanmadığını
söyleyince, şivesine takılan taksi şoförü tarafından gayrimüslim diye
dövüldü ve sokağa fırlatıldı. Polis arabadaki kan izlerini tespit ederek şoförü yakaladı. Fakat kadın şoförün sabıkalı olduğunu karakolda
öğrenince şikâyetinden vazgeçti.
***
2011’de Edirne’de çiçekleri sularken çamaşırlarına su damlattığı gerekçesiyle temizlikçi kadına “Pis Çingene! Bir daha buraya gelirsen ayaklarını kırarım” diye hakaret eden kişiye işveren ailenin ısrarıyla açılan
hakaret davası 75 gün hapis ve 3.000 TL manevi tazminatla sonuçlandı,
hapis cezası paraya çevrildi.
***
2012’de Samsun’da yayımlanan bir dergide, “Ogün Samast kötü mü yaptı
yani? Bu noktada millet devreye girer ve bu adamı yargılamanın hiçbir
anlamı yoktur” diye yazan genel koordinatöre 5 yıla kadar hapis istendi,
kişiye 1 yıl 3 ay hapis cezası verilerek hükmün açıklanması geri bırakıldı.
***
2012’de Başbakan Erdoğan, “Biz, Yezidi de olsa, teröre bulaşmayanlara
yine değer veririz” dedi, bu konuşma dava konusu olmadı.
2014’te yine Başbakan Erdoğan, “Çıktı bir tanesi, affedersin çok
daha çirkin şeylerle ‘Ermeni’ diyen oldu” dedi, bu sözleri dava konusu
yapılmadı.
2016’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 1.128 akademisyene “alçak”,
“hain”, “terör örgütünün maşası”, “ahlaksız” diye hakaret etmekten açılan 4 dava, “karşı eleştiri ve karşı görüş bildirmedir, ifade özgürlüğüdür”
gerekçesiyle reddedildi.
Erdoğan’a açılan 170 akademisyenlik ikinci bir dava da, hakaret görenlerin adları medyada tam liste yayınlandığı halde, “matufiyet yokluğu”ndan reddedildi.
33