Göç ve Irk Temelli Ayrımcılık
leşik Krallık’ta aynı sosyal sınıfa mensup beyaz ve siyahi bir Britanyalının ırksal farklılıkları belki çokkültürlü toplumda görmezden gelinebilir
ama bir Britanyalı ile Polonyalının farklılıkları daha çok göz önüne gelir.
Çünkü Polonyalı hem göçmendir hem de sınıfsal olarak daha alt seviyede olduğu için bu farklılık daha çok göze çarpar. Dolayısıyla ırklaştırma
süreçleri sınıfsal farklılıklar üzerinden özellikle neoliberal politikaların da
etkisiyle kendisini göstermektedir. Beyaz ve siyahi kategorilerinin anlamları değişmekte ve devlet politikaları neoliberal sistemde sınıf merkezli
ırklar oluşturmaktadır.
Bununla birlikte “gündelik ırkçılık” kavramı özelikle gündelik hayatta deneyimlenen ırkçılığı açıklamak için kullanılmaya başlanmıştır.
Gündelik ırkçılık, sistematik ve kendini sürekli tekrarlayan bir durumdur. Örneğin işyerinde, okulda, mahallede, sokakta deneyimlenen, tutum
ve davranışları da içeren birtakım ayrımcı davranış şekilleridir. Toplumun her düzeyinde de tutarlılık gösterebilir, yani işçi sınıfı da orta sınıfa
mensup bireyler de benzer ayrımcılığı uygulayabilir. Yani her katmanda
görülmektedir. Türkiye’de yaşayan göçmenler ve mültecilere yönelik
oluşturulan ırkçı söylemler, günlük pratiklerde tekrar yaratılmaktadır.
Ekonomik kaygılar ve sosyopolitik etkenler mülteciler ve göçmenlere
karşı oluşturulan ırkçılığı tetiklemektedir. Medyanın da etkisiyle özellikle Suriyeli mültecilere yönelik artan ırkçı söylemler mültecilere yönelik fiziksel şiddete de dönüşmüştür.
“Gündelik ırkçılık” kavramını kullanan Amerikalı sosyolog Esed,
gündelik ırkçılığın kendisini sürekli tekrarlayan bir yapısı olduğunu ve
baskın grup tarafından normalleştirilen yani normal görülen bir davranış şekli olduğunu, bunun da devlet söyleminden tarih boyunca öğrenilen bir şey olduğunu belirtmiştir. Suriyeli mültecilere yönelik ırkçı
davranışların da aslında bu durumu yansıttığını görmekteyiz. Araştırma
sürecimde görüştüğüm Suriyeli mültecilerin çoğu, Türkiyelilerin işlerini
ellerinden aldıklarını düşündüklerini ve maruz kaldıkları ırkçılığın daha
çok ekonomik kaygılar nedeniyle oluştuğunu vurguladılar. Dolayısıyla
neoliberal politikaların sistematik bir şekilde insanları birbirine düşürme şeklinin gündelik hayatta deneyimlendiğini görüyoruz. Suriyelilerin
Türkiye’de maruz kaldıkları ırkçılık, Avrupa’da Romanların yaşadığı deneyimlere de benziyor.
41