SEÇMELİ DİN DERSLERİ KİTAPLARI ULUSLARARASI İNSAN HAKLARI STANDARTLARI ÖZELDE TOLEDO KLAVUZ İLKELERİYLE UYUMLU MUDUR?
“Sulh” başlığı altında sosyal, siyasi, ailevi barışın sağlanmasının insanların birbirinin
soy, renk, dil gibi farklılıklarını hor görmemesiyle mümkün olduğu belirtilmektedir.
Bu yaklaşım uluslararası hukukun da güvence altına aldığı ayrımcılığın yasaklanması
ve eşitlik ilkeleriyle ilgili maddelerle de uyumludur. Fakat AİHS’nin 14. ve MSHUS’un
26. maddelerinde belirtildiği gibi ayrımcılıkla ilgili hususların genişletilmesinde fayda
bulunmaktadır. Şöyle denebilir: “Uluslararası hukukta tanınan hak ve özgürlüklerden
yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka
bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”
Bunun dışında bu bölümde barışın önündeki engeller huzursuzluk, karamsarlık,
hırçınlık, kin, nefret ve intikam duyguları olduğu; bu duyguların yerine İslam’ın emrettiği doğruluk, adalet, merhamet, kardeşlik gibi değerlerin koyulmasının barışı mümkün
kılacağı; kişilerin bu değerleri bir hayat tarzı haline getirmesinin İslam’ın istediği güzel
ahlaklı fertleri ortaya çıkaracağı; bu fertlerin oluşturduğu toplumun da barış ve huzur içinde yaşayacağı belirtilmektedir. Toledo Klavuz İlkeleri’nde de bahsedildiği gibi,
din ve inançların barış kavramlarıyla ilişkilendirilmesi önemli bir tespittir. Bu noktada
başka dinlere de yer verilmesi yine Toledo Klavuz İlkeleri’nden birisi olan kapsayıcı ve
yansız olmak ilkeleriyle de uyum arz edecektir. Özetle, herkesin düşünce, vicdan ve din
özgürlüğüne saygı gösterilmesi ve kapsayıcı ve yansız bir şekilde bütün din ve inanҫlara
yer verilmesi gerekmektedir. Bu asla vazgeҫilemeyecek bir insan hakkıdır.
“Kardeşlik” başlığı altında kardeşin tanımı şöyle yapılmıştır: “Aynı anne ve babadan
doğan kişilerdir.” Bu durumda, baba veya annenin ayrı olması halinde bireyler kardeş
olamayacak mıdır? Aynı tanımda kardeşliğin kan bağı üzerinden kurulabileceğinin de
belirtilmiş olması, evlat edinilen çocukların kardeş olamayacağı yorumuna yol açar, bu da
ayrımcılık ilkelerinin ihlali anlamına gelir. Hatta bu bölümde aynı inanca sahip olanların
da İslam’da kardeş olarak tarif edileceği belirtilmektedir ki, farklı inançlardan insanların
bu tarif içerisinde yer almaması ayrımcılık ilkesinin bir kez daha ihlali anlamına gelebilir.
“Ahlaki Yozlaşma” başlığı altında, iyi insan olmak için İslam dini ve ahlaki değerleri
yaşamak gerektiği belirtilmektedir. Herhangi bir dini inancı olmayan veya İslam dışındaki dinlere inananlar bu tanımlamayla ahlaksızlar kategorisine girmektedir ki, bu da
ayrımcı ve doktriner bir anlayıştır.
Bunun dışında aynı bölümde şöyle denmektedir: “Ahlaki yozlaşma günümüzde, iletişim araçlarının çeşitlenip çoğalması, sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla her geçen gün
daha da artmaktadır. Müstehcen yayınlar yapan, ahlaki değerleri hiçe sayan bazı televizyon programları, internet siteleri, oyunlar ve dizilerle şekillenen magazin kültürü ahlaki
yozlaşmaya sebep olmaktadır. Bütün bunlar insani ve ahlaki değerleri yozlaştırırken,
insanı kendisine yabancılaştırmaktadır. Dinimizde bunlar malayani olarak adlandırılmıştır. Malayani olan şeyler; insanın kendisine, çevresine, dünya ve ahiret hayatına bir
faydası olmayan söz ve davranışlardır.” Bu tanımlamada farklı görüşlere yer verilmesi
ve teknolojinin, özellikle sosyal medyanın faydalarına da değinilmesi yansızlık ilkesiyle
de uyumlu olacaktır.
133
134
135
136
137
133
134
135
136
137
A.g.k., s. 23.
A.g.k., s. 23.
A.g.k., s. 26.
A.g.k., s. 31.
A.g.k., s. 32.
51