faydalanıp faydalanmadığı, böyle bir durum örgütün daha geniş birtakım amaçlara ulaşmak için üye almasını veya üyeleri tutmasını gerektirebilir.
131. Bu doğrultuda, bir dini örgütün üyelerinin söz konusu dine inanmalarını üyelik koşulu sayması pek tabii ki kabul edilebilir. Aynı zamanda, belli bir işletmenin
veya endüstrinin çalışanlarından sadece erkek veya kadınlara münhasır üyelik sınırlaması getiren bir örgütün durumunu gerekçelendirmek zor olacaktır. Söz konusu ayrım renk veya etnik köken gibi temellerde veya kişilerin özel hayatı dikkate
alınarak yapılıyorsa – örneğin, cinsiyet veya cinsel yönelim temelli bir farklı muamele- böyle bir önlemin gerekçelendirilmesi için özellikle ‘ciddi gerekçeler’ gösterilmesi gerekmektedir. Üyelerinin karşı karşıya kaldığı ayrımcılıkla mücadele etme
amacı gözettikleri veya yok olma tehlikesi taşıyan belli yerli grupları veya marjinalleştirilmiş gruplarda olduğu gibi, çoğunluk gruplarından gelen tarihsel belli
dışlama ve zulüm olaylarını telafi etme amacını taşıdığı bazı durumlarda örgütlerin
sınırlayıcı üyelik kriterleri uygulamaları haklı gerekçe sayılabilir. Ancak, örgütün
amaçları ile ilgisi olmayan nedenlerle yapılan ayrımcılığın her durumda yasaklanması gerekir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği, Toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet
kimliği temelinde ayrımcılık yapılmaması
132. Eşitlik ve ayrımcılık yapmama ile ilgili genel güvencelere ek olarak, çeşitli uluslararası belgeler, örgütlenme özgürlüğü hakkı da dâhil olmak üzere, toplumsal cinsiyet veya cinsel yönelime bakılmaksızın bütün haklardan eşit şekilde yararlanılmasını
güvence altına almak için pozitif tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir. Bu nedenle,
devletler sadece kişilerin toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelimlerine bakılmaksızın
örgüt karabilmelerini ve/veya örgütlere üye olabilmelerini güvence altına almakla
kalmamalı, farklı gruplar için elverişli bir ortam yaratarak örgütlenme özgürlüğü
hakkının kullanılmasını kolaylaştırmalıdır.
133. Bunun ötesinde, CEDAW’ın 4. Maddesi kadınların fiili eşitliğini temin etmek için
devletlerin alacağı özel önlemlerin ‘ayrımcılık sayılmayacağı…ancak eşit olmayan
veya ayrı standartların korunmasını sonucunu doğurmaması gerektiğini’ açıkça ifade etmektedir. Bu nedenle, mali teşvikler gibi birtakım teşviklerin kadın ve erkekler
arasında eşitliği geliştiren politikalar getiren ve söz konusu örgütler için uygulanan
mevzuatta yer alması tavsiye edilmektedir.
134. Ayrıca, AİHM, içtihadında ‘cinsiyetlerin eşitliğinin geliştirilmesinin günümüzde
Avrupa Konseyi’ne üye Devletler ‘de temel bir hedef’ olduğunu ifade etmiştir. Buna
göre, cinsiyet temelinde farklı bir muamelede bulunulmasının Sözleşmeyle uyumlu
kabul edilebilmesi için çok ciddi nedenlerin gösterilmesi gerekmektedir. […] Ayrıca,
Mahkeme, günümüzde Avrupa Konseyi’ne üye devletlerde cinsiyet eşitliğinin gelişmesinin, erkeğin temel bir role sahip olduğu, kadının ise ikincil rol üstlendiği yolundaki görüşlere Devlet’in destek vermesini engellediğini ifade etmiştir.’
135. Sendikalarla ilgili olarak, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi,
ev işçilerinde, kırsalda çalışan kadınların, kadın ağırlıklı endüstrilerde çalışan kadınların ve evde çalışan kadınların sendika kurma ve bunlara üye olma hakkının
güvence altına alınmasının öneminin altını çizmiştir. Kadına Karşı Ayrımcılığın
Ortadan Kaldırılması Komitesi de kadın işçiler ve kadın olan göçmen işçiler için
benzer görüşler ifade etmiştir.
37