II. Ulusal Azınlıkların Seçim Süreçlerine Katılımına İlişkin Temel Medeni ve Siyasi Haklar
olmak üzere azınlık ve topluluk kimliklerine dayanan örgütlenmeler kurma haklarına
saygı duymalıdır48.
Azınlıkların kendi kimliklerini sahiplenme hakları önemlidir49. Ulusal azınlıkların
varlıklarını keyfi olarak reddetme veya ulusal azınlık mensubu kişilere etnik nesep
dayatma gibi uygulamalara izin verilmemelidir50. Azınlık grupları kendi kimlikleri
üzerinden örgütler ve siyasi partiler kurabilirler.51 Her devlet vatandaşlarının çıkar
çeşitliliğine en iyi şekilde yanıt verebilmekle yükümlüyken örgütlenme özgürlüğüne
de tam saygının gösterildiğinden emin olmalıdır. Bir siyasi parti oluşturmak üzere
grupları etnik çizgilerde harekete geçiren bireylerin etkinlikleri şiddet çağrısı yapmıyor ya da şiddete başvurmuyorsa, bu şekilde örgütlenmelerinde herhangi bir engel
olmamalıdır.
Örgütlenme özgürlüğüne getirilen herhangi bir kısıtlama uluslararası insan hakları hukuku çerçevesinde gerçekleşmeli dolayısıyla olağandışı koşullarla gerekçelendirilebilmeli ve söz konusu koşullara orantılı olmalıdır. Tüm kısıtlamalar, ulusal azınlıkların
kamusal hayata etkin katılımlarını olumsuz etkileyerek uluslararası standartları ihlal
etmemek üzere dar bir biçimde ve dikkatlice yorumlanmalı ve uygulanmalıdır. Devletin müdahalesi ancak takip eden koşullara uyuyorsa meşru kabul edilebilir: müdahale
kanunla belirlenmiştir; yasalar müdahaleye yalnızca ulusal güvenlik, kamu düzeni ve
güvenliği, sağlık veya ahlakı koruma veya diğerlerinin haklarını koruma temelinde izin
verir ve bu müdahale demokratik bir toplumda gereklidir. Benzer sonuç karşılaştırmalı
anayasa hukukunda da karşımıza çıkar; özgürlüğe herhangi bir müdahale katı bir biçimde mütalaa edilmelidir52. Ek olarak, benzeri kısıtlamalara bağımsız ve tarafsız mahkemelerde itiraz etmek mümkün olmalıdır.
Ulusal azınlıkların çıkarlarını destekleyen örgütlere getirilen kısıtlamalar için gerekçeler
genellikle ulusal güvenlik konusunu gündeme getirir. Eğer ki bir örgüt kendi amaçlarına
ulaşmak için şiddeti teşvik etmiyorsa, bu kısıtlama ulusal güvenliğe bir tehdit oluşturdu48 Bakınız BM Ulusal veya Etnik, Dinsel veya Dilsel Azınlık Mensubu Kişilerin Hakları Bildirgesi 2. Madde: “azınlık mensubu kişilerin kendi örgütlerini kurma ve devam ettirme hakkı vardır.” Ayrıca BM Genel Kurulu Azınlık
Meseleleri Forumu’nun azınlıklar ve etkin katılım üzerine ikinci oturumunun tavsiye kararlarının 33. Paragrafına
bakınız: “temel olarak azınlık ve bölgesel bağa dayanan siyasi patiler sadece bu sebeple yasaklanamaz. Yine de, siyasi amaçlar uğruna şiddet savunuculuğu veya politik platformlarda nefret ve ayrımcılığın kışkırtılması üzerine dar
bir biçimde tanımlanan kısıtlamalar konabilir.” Bakınız BM Azınlık Meseleleri Forumu’nun 2008’den 2011’e kadar
tavsiyelerini derleyen, Tavsiye Derlemeleri, şu adreste bulunabilir: http://www.ohchr.org/Documents/HRBodies/
HRCouncil/MinorityIssues/Forum_On_Minority_Pub_en_low.pdfEk olarak, bakınız Venedik Komisyonu, Seçim
Meselelerinde İyi Uygulamalar Kılavuzu, Görüş No. 190/2002, Belge CDL AD (2002)023, 23 Mayıs 2003, nokta 2.4 ve
Açıklayıcı Raporun ilgili bölümü.
49 Bakınız FCNM Madde 3, paragraph 1: “Ulusal azınlık mensubu her birey, azınlık olarak muamele edilip edilmeyeceğini özgürce kendi seçme hakkına sahip olmalıdır ve bu seçimin sonucunda veya bu seçime bağlı olan haklarından yararlanmada herhangi bir dezavantaja maruz kalmamalıdır.” Ayrıca bakınız Ljubljana Rehber İlkeleri, İlke 6’ya
göre “gönüllü ve kişisel kimlikle özdeşleşme prensibiyle kimlikler bireysel tercihin önceliğine bırakılmıştır. Azınlık
hakları, ulusal azınlık mensubu herkesin, azınlık olarak muamele edilip edilmeyeceğini özgürce kendi seçme hakkını içerir. Bu seçimin sonucunda veya bu seçime bağlı olan haklarından yararlanmada herhangi bir dezavantaja
maruz kalınmalıdır. Bu seçme özgürlüğü üzerine herhangi bir sınırlama getirilemez.”
50 Ciubotaru v. Moldova (App. no. 27138/2004, 27 Nisan 2010) davasında AİHM, etnik kimliğin sadece bireyin
kişisel algısına bağlı değil aynı zamanda objektif kriterlere de bağlı olduğuna hükmetmiştir.
51 Temmuz 1998’de oybirliğiyle verdiği tarihi bir kararla AİHM, Yunanistan mahkemelerinin Makedon kültür
derneğini kayıt etmeyi reddetmeler başvurucunun örgütlenme özgürlüğü hakkının ihlali olarak yorumlamıştır.
Mahkeme tartışmasız biçimde “dernek kurmanın” örgütlenme özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtmiştir. “Vatandaşların ortak bir çıkar üzerine birlikte hareket etmek için yasal bir birim oluşturmaları örgütlenme
özgürlüğü hakkının önemli bir yanıdır ve o olmadan hak anlamını yitirecektir.” Bakınız, Sidiropoulos v. Yunanistan
(No. 26695/95), 10Temmuz 1998 tarihli karar.
52 AİHM tarafından uyarlanan yaklaşım için Sidiropoulos & Diğerleri v. Yunanistan (No. 26695/95) davasındaki
10 Temmuz 1998 tarihli karara bakınız, burada paragraf 38’de AİHM şunu belirtmiştir: “örgütlenme özgürlüğüne
istisnalar dar bir biçimde yorumlanmalıdır.”
21