VATANDAŞ OLMAYANLARA YÖNELIK AYRIMCILIK
valilik kararına göre bu süre bir yıldır. Daha önce kanun da yoktu ve
insanlar bir buçuk yıla kadar haklarında hiçbir karar olmadan suçlularmış gibi Edirne ve Kırklareli geri gönderme merkezlerinde tutuluyordu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden bu uygulamanın 2013 öncesi
hukuki temelden yoksun olduğuna dair arka arkaya kararlar çıktı; sonra
zaten kanun yayınlandı ama bu sefer de uygulamayı hukuka uydurmuş
olduk, koşullar çok da değişmedi.
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi barınma hakkı konusunda “devletlerin imkânları ölçüsünde” der; ekonomik ve sosyal haklar söz konusu olduğunda bizim anayasamız da aynı şeyi söyler. Sosyal
devlet bu hakları imkânları ölçüsünde yerine getirmeye çalışır. Biz buna
“hakların aşamalı olarak gerçekleştirilmesi” (realization) diyoruz. Devlet
“Benim imkânım bu kadar ve çadırda barındırmak durumundayım” derse
buna karşı komiteye başvurmak ve bir şekilde zorlamak mümkündür. Bu
sene ilk defa bir karar çıktı çevre mülteciliği üzerinden. Yeni Zelanda’ya
karşıydı bir vaka Kişisel Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin denetim organı İnsan Hakları Komitesi önüne gitti, ihlal çıkmadı. Ancak Kiribati’den bir kişi
Yeni Zelanda’ya iltica talep etti ve ret kararı çıktı. Söz konusun kişi adasının battığını ve yaşam hakkının söz konusu olduğunu iddia ediyordu.
İnsan Hakları Komitesi ilk defa iklim mülteciliğiyle ilgili bir karar almış
oldu. Bu, mülteci hukuku açısından da bir ilkti. Ama Komite şunu söyledi: “Adanızın battığını söyleyerek sığınamazsınız, çünkü henüz adanız
batmamış, ölmüyorsunuz. Bir yandan da koşullar böyle devam ederse ve
gerçekten boğulma aşamasına, yemek bulamayacak aşamaya gelirseniz,
gerçekten ölüm söz konusu olursa o zaman iklim mülteciliği söz konusu
olabilir.” Çok ilginç bir karardı bu. Mülteci hukukçuları bunun muhteşem,
çok yenilikçi bir karar olduğunu düşündü ama dayattığı koşullar açısından şöyle okudum ben: “Boğulma aşamasına gel, ‘Boğuluyorum’ de, ada
batsın, ölmez de karşıya geçersen seni iade etmeyiz ve yaşam hakkın söz
konusu olur.” Nitekim başvurucuyu iade etti Yeni Zelanda. Ben haberleri
takip ettim; bu kişilerin gerçekten su içinde yaşadığını, evlerinin bir kısmının su içinde olduğunu ve tarım anlamında, yemek bulmak anlamında
zorlandıklarını ama yaşayabildiklerini gördüm. O yüzden henüz böyle
bir hakka sahip değillerdi. İnsan Hakları Komitesi açısından, Ekonomik,
Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi açısından ya da diğer sözleşmeler
133