II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI
Modern bir toplumsal hareket olarak LGBTİ+ hareketi, o zamanki
ifade ediliş biçimiyle söyleyecek olursak “Gey Kurtuluş Hareketi” 1969
Haziran’ında ABD’de Stonewall isyanıyla ortaya çıkar. Bugün LGBTİ+
şemsiyesi altında ifade ettiğimiz lezbiyen, trans, interseks, queer, aseksüel, panseksüel, poliseksüel, akışkan cinsiyet, üçüncü cinsiyet, cinsiyetsiz vb. cinsel yönelimler, cinsiyet kimlikleri ve cinsel oluşlar LGBTİ+
hareketinin gelişimi içerisinde zamanla görünürlük kazanan, belli bir
süre sonra da kamusal sahada kendisini ifade etmeye başlayan kimliklerdir. Aslında bizim bugün konuştuğumuz bütün kavram setleri ve kimliklerin hemen hemen hepsi modern kavramlardır, bu çerçevede eşcinsel
kavramı da, mesela çocuk kavramı da öyledir.
Bunlar modernitenin, kapitalizmin üst anlatısı olarak zuhur ettiği
17. yüzyıldan itibaren yeni bir şekil kazanan, bir kimliğe dönüşen kavramlardır. Elbette, modernite öncesinde çocukların yahut eşcinsel pratiklerin var olmadığını söylemiyorum. Ancak bir kimlik olarak çocukluk
da eşcinsellik de modernitenin ürünüdür.
Modern LGBTİ+ hareketinin 1969 Stonewall isyanıyla başladığından söz etmiştim. 1960’lar Batı’da kadın hareketi, ikinci dalga feminizm, Siyah özgürlük hareketi, bir barış hareketi, çevre hareketi gibi
yeni toplumsal hareketlerin Üçüncü Dünya olarak adlandırılan ülkelerde ulusal kurtuluş mücadelelerinin ivme kazandığı bir dönemdir.
Gey Kurtuluş Hareketi de böylesi bir atmosferde filiz verdi. Peki, o
günden bu yana LGBTİ+ hareketi ne tür bir değişim, dönüşüm yaşadı
yahut LGBTİ+ hareketinin tarihinde ne tür kırılmalar yaşandı? Birincisi şudur: LGBTİ+ hareketinin ortaya çıktığı dönemde emansipasyonu
yani total bir toplumsal kurtuluşu hedefleyen, tüm toplumun özgürleşmesi noktasından hareket eden, bu doğrultuda mevcut sistemi yıkmayı
politik perspektif olarak önüne koyan bir zeminde olduğu söylenebilir.
Tabii süreç içerisinde bu perspektifin terk edilerek mevcut sistem içerisinde kendisine alan açmak, liberal burjuva demokrasisi içerisinde
tanınma ve eşit yurttaşlık hakları talep eden bir noktaya evrildiğini
ya da bu yaklaşımın daha ağır bastığını, hareketin ana akımlaşan bir
karakter kazandığını söylemek mümkündür. Ancak 1990’larda ortaya çıkan ve ana akım LGBTİ+ hareketinden farklılaşan queer aktiviz174