II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI zaman zaman eleştirdiğimiz dar yaklaşımının ötesine geçmemeye gayret etmektedir. Örneğin; ayrımcılık yasağını özellikle ilk kuşak haklarla sınırlı olarak uygulamaktadır ve bizde de Anayasa Mahkemesi kendisini bununla sınırladığı için, ayrımcılık yasağıyla ilgili verdiği kararlar belli konularda özgülenmiş durumdadır. Ayrımcılık yasağıyla ilgili verdiği karar sayısının da oldukça az olduğunu söylemek gerekir. Bu noktada yargı organlarının ayrımcılık yasağının ihlaline karar vermeye çekindiği söylenebilir; çünkü buna dair verilecek bir ihlal kararı belli bir ülkedeki bir problemin yapısal olduğuna işaret eder ve bir ihlal kararıyla bir sorunun yapısal olduğunu kabul etmiş bulunursunuz. Örneğin, herhangi bir yasal düzenlemenin ırk ayrımcılığına yol açtığını kabul etmek hem uluslararası mahkemeler hem de Anayasa Mahkemesi açısından kolay değildir. Bu nedenle çoğunlukla başka bir haktan ihlal kararı verildiğinde ayrımcılık yasağı açısından herhangi bir inceleme yapılmamaktadır. Yargıtay ve Danıştay dahil olmak üzere genel olarak tüm yargı organlarının ayrımcılık kavramına dair çok bilgi sahibi olmadığı ve şekli eşitlik anlayışından öteye geçen bir yaklaşım taşımadığı görülür. Bu yüzden Türkiye’de ayrımcılık karşıtı güçlü yargısal bir pratik ortaya çıkamamıştır. Ancak dünyadaki diğer örneklere bakıldığında böyle bir pratiğin ortaya çıkması için elbette güçlü bir toplumsal mücadele gerekir. Toplumsal mücadelenin var olmadığı bir noktada, yargı organlarının ayrımcılıkla ilgili radikal kararlar vermesini beklemek çok gerçekçi gözükmemektedir. Bir başka sorun ise ayrımcılıkla ilgili yasal çerçevenin çok dağınık olmasıdır. Mevcut durumda her kanun yapılırken bir ayrımcılıkla ilgili hüküm koyulur ve bunlar arasında bir sistematik mevcut değildir. Kimisi belli temellerde ayrımcılığı yasaklarken, kimisi yasaklamamaktadır. Bu nedenle Avrupa’da ortaya çıktığı şekliyle Türkiye’de de bir çerçeve yasaya ihtiyaç vardır. 2016 yılında kabul edilen 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu Kanunu bir çerçeve yasa gibi gösterilmek istense de ayrımcılık yasağıyla ilgili düzenlemelerin etkisi kurumun uygulamasına hasredilmiştir. Bu yasa yerine bir çerçeve yasanın ikame edilmesi; ayrımcılığın kapsamının kişi ve konu bakımından olabildiğince genişletilmesi, cinsel yönelim ayrımcılığının açıkça tanınması ve ayrımcılık temelleri arasındaki hiyerarşinin ortadan kaldırılması; öte 22

Hedef paragraf seç3