Siyasetin Dilinin Medyada Nefret Söylemi ve Ayrımcılığa Etkisi Faruk Bildirici Son yıllarda nefret söyleminin hedefindeki grupların başında Suriyeliler geliyor. Benim medyada görüp en çok etkilendiğim, insanlığımdan utandığım olayın mağduru da Suriyeli bir kadındır. Dokuz aylık hamile olan bu genç kadın, tecavüz edildikten sonra 11 aylık bebeğiyle birlikte vahşice öldürülmüştü. DHA’nın 7 Temmuz 2017 tarihli haberinin son cümlesi şöyleydi: “Öldürülen Suriyeli kadının güzelliği ile dikkat çektiği, komşusu olan Birol K.’nın bu nedenle olayı gerçekleştirmiş olabileceği öğrenildi.” Bereket, haberdeki bu yaklaşım, bu cümle sosyal medyada büyük tepki gördü. DHA da özür dileyerek haberi servisten kaldırdı. İki vahşi erkek de müebbet hapse mahkûm oldu. Beni asıl düşündüren, bir gazetecinin böylesine vahşi bir cinayete gerekçe oluşturacak, “haklılık” kazandıracak böyle bir cümleyi yazabilmesi, bu kadar duyarsızlaşabilmesiydi. Dahası, bir yerel muhabirin yazdığı o cümlenin DHA’nın editöryal zincirinin bütün halkalarını aşıp yayın aşamasına gelebilmesi; yani yayına kadar geçen süreçteki bütün gazeteci ve editörlerin bu vicdansız cümlede bir yanlışlık, bir kötülük görmemesi, fark etmemesi. Tecavüz edilip öldürülen kadın Suriyeli olmasaydı, yerel gazeteci böyle bir cümleyi yazabilir miydi habere? Sanmıyorum. O muhabir yazsa da editörler fark eder, haber yayın aşamasına gelemezdi. 39

Hedef paragraf seç3