DIN, İNANÇ AYRIMCILIĞI
“Nerelisin?”, “Güzel Türkçe konuşuyorsun” gibi önyargılarla karşılaşmamak için adını gizlemekle uğraşır. Bu gizlenme hali, bir kuruntudan
öte Yahudilerin bu coğrafyada yaşamda kalabilme stratejilerinden biridir. Yahudilerin gündelik yaşamını belirleyen, her şeyden önce Anadolu’da geçen yüzyıllar ve elbette bu süreç içinde başlarına gelen çeşitli
olaylardır. Gerek Osmanlı İmparatorluğu gerekse Türkiye Cumhuriyeti
süreçlerinde Yahudiler için kamusal alanda uyulması gereken pek çok
kural olagelmiştir ki bunlar öncelikle Yahudileri ikincil vatandaşlar olarak belirlemenin de bir aracı olmuştur. Anadolu’da Yahudilerin ve Müslümanların yan yana geldiği ilk dönemlerden itibaren Yahudilerin karşı
karşıya kaldığı önyargılardan en eskisi “iğneli fıçı” hikâyeleridir. İğneli
fıçı, özetle Yahudilerin kutsal günlerde içmek için hazırladığı şarapların,
Müslüman çocukların kanından yapıldığının iddia edilmesidir. Bu iddia
Yahudilerin Müslümanlarla yaşadığı hemen her bölgede yaygınca kullanılmış, hatta zaman zaman Yahudiler ile Müslümanları karşı karşıya
getirerek pek çok kavgaya da sebep olmuştur.
Osmanlı döneminde Yahudiler kıyafetlerinin Müslümanlara benzemesinin, ata binmelerinin, hamamda nalınla gezmelerinin ya da evlerinin Müslüman evlerinden yüksek olmasının, kadınların gösterişli
kumaşlardan kıyafetler giymesinin, elbiselerinde beyaz renk kullanmalarının ve pahalı mücevherler takmalarının yasak olması gibi pek
çok kısıtlamayla karşı karşıya gelmiştir (Okutan, 2009: 32). Sokağa çıkarken yüzlerini açık bulundurma zorunlulukları, özellikle Yahudi kadınları Müslüman kadınlardan ayırabilmenin ve farklılığı ortaya çıkarmanın araçlarından biri olmuştur (Lewis, 1996: 40). Söz konusu tüm bu
kuralların Yahudileri ana unsur olarak kabul edilen Müslümanlardan
ayırdığını, farklılaştırdığını ve hatta onları ötekileştirdiğini iddia etmek mümkün olsa da tüm bunlar Avrupa’da Yahudilerin yaşadıklarına
kıyasla masum görülebilir. Ancak 1923 yılında uluslaşma ve milliyetçilikler çağında Osmanlı İmparatorluğu’nun Türkiye Cumhuriyeti’ne
dönüşümüyle beraber Yahudiler de görece homojen bir ulus devletin
parçası haline gelmiştir. Din, dil, ırk farkı gözetmeksizin tüm vatandaşlarını eşit görme iddiasında bulunan Türkiye Cumhuriyeti daha ilk
yıllarında bu iddiayı çürütmüş, pratikte işlemez hale getirmiş, özellikle
Tek Parti ve Demokrat Parti dönemlerinde, yalnızca gayrimüslim te79