II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI baaya yönelik uygulamaya koyulan pek çok kanun ve yaşanan olaylar eşit vatandaşlığın mümkün olmadığını en çok da gayrimüslimlere göstermiştir. 1928 yılında gündeme gelen “Vatandaş Türkçe Konuş” bir kampanya olarak başlamış, pek çok toplumun yanı sıra Yahudileri de etkilemiştir (Hür, 2016: 349-358). Kampanya sürecinde Yahudiler kendilerini kovmuş bir milletin yani İspanya’nın dilini konuşmaya devam ettikleri için nankörlükle suçlanmış, Türkçe konuşmadıkları yerlerde saldırıya uğramış, dayak yemiş ve bunların sonucu olarak devletin de açık buyruğu Türkçe konuşmak olduğundan yüzyıllar boyunca korudukları anadillerinden vazgeçmişlerdir. 1934 yılında Trakya’nın tüm illerinde neredeyse eşzamanlı olarak başlayan “Trakya Olayları” sırasında yerel idareler, kolluk kuvvetleri Yahudilerin yaklaşık on beş gün boyunca taciz ve tehdit yaşamasına müsaade etmiş, devlet ancak olayların üzerinden yirmi gün geçtikten sonra müdahale edilmesine karar verebilmiştir. Bu sırada Trakya’nın pek çok yerleşim biriminde Yahudiler saldırı, taciz, ev ve işyerlerinin taşlanması, tecavüz gibi korkunç olaylarla karşı karşıya kalmış, bu yaşananlar sonucunda binlerce Yahudi Trakya’yı terk etmiş, bir kısmı olaylar dindikten sonra geri dönse de bir kısmı geride bıraktığı o topraklara bir daha geri dönmemeyi tercih etmiştir (Demirel, 2017: 207-224). 1939 yılında İhtiyatlı Askerlik adı altında gayrimüslimlere çöpçü üniformaları giydirilerek askerlik yaptırılmış, İkinci Dünya Savaşı’nın en kanlı günlerinde yaşanan bu zorunlu askerlik sürecinde pek çok erkek can tehdidiyle karşılaşmıştır (Bali, 2008). 1942’de Varlık Vergisi ve 1955 yılında yaşanan 6-7 Eylül Olayları gibi Yahudilerin de diğer gayrimüslimlerle birlikte ağır bedeller ödediği çeşitli kanun ve vakalar eşit vatandaşlık ilkesinin sekteye uğradığı, gayrimüslimlerin ve elbette Yahudilerin eşit vatandaş olmak bir yana, yerli görülmeyip bir “öteki” hatta “düşman” diye etiketlendiği olumsuz örnekler olarak tarihe kaydolmuştur. Antisemitizm, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de ötekileştirme, önyargılar ve komplo teorileri üzerinden ilerlemektedir. Türkiye basın tarihi özellikle belli dönemlerde Yahudi düşmanlığını öne çıkaran yazılarla Yahudiliği kötülükle eşdeğer kılmayı başarmıştır. Antisemit yazarlar 1920’lerden günümüze, benzer bir üslup ve ötekileştirme 80

Hedef paragraf seç3