FARKLI ENGELLILIKLER VE ÇOKLU AYRIMCILIK RISKI ALTINDAKI GRUPLARIN ADALETE ERIŞIMI
Madde 6 ile evlenme özgürlüğünü –söz konusu durumda yeniden evlenme özgürlüğünü–, düzenleyen Madde 12’deki hakları etkileyebilir.
Şüphesiz ki, boşanma sürecinin uzun sürede sonuçlanması yaşlı, sağlığı iyi olmayan ya da kapasitesi azalan ya da var olmayan kişiler için
ayrımcılık yaratmaktadır.
10 Ocak 2017 tarihli Babiarz-Polonya (1955/10) kararında, halihazırda 22 Kasım 2016’da Piotorowski-Polonya (8923/12) kararında oluşturulmuş olan AİHS Madde 8 ve 12’nin, boşanmanın tasdiki ya da bireysel
boşanma hakkı için kullanılamayacağı prensibi uygulanmıştır. Her iki
dava da, eşleri tarafından aldatılan ve kendilerine boşanma davası açılan
iki kadının boşanmaya rıza göstermemesine ilişkindir (ancak burada –
ölçülülüğün sağlanması açısından– hakimin, rıza göstermeyen tarafın
durumu suiistimal ettiğini düşündüğü yerde müdahale etmek için takdir
yetkisi bulunmaktaydı).
Ancak, AİHM, boşanma davası sürecinin gereksiz yere uzadığı
durumlarda –19 Temmuz 2007 tarihli Charalambous-Kıbrıs (43151/04)
davası veya kusurlu eşin kabahatsiz eşten boşanma talebinin yerel mahkemede reddine ilişkin (Ivanov/Perova ve Bulgaristan (15001/04) kararında– farklı bir karar vermiştir.
Her halükârda burada önemli olan, ulusal hukukta boşanma hakkının tanındığı yerde, tüm vatandaşlar için, engellilik dahil kişisel durumlar fark etmeksizin bu hakka (Madde 6) adil erişimin olması gerektiğidir.
Bu nedenle, bu sunumda zihinsel kapasitesi azalan ya da olmayan tarafın, eşinin açtığı boşanma davasındaki davalı konumu yerine, boşanma
sürecini kendisinin başlatmasıyla oluşan pozisyonunu incelemeyi seçtim. Örneğin, Birleşik Krallık’ta google’a boşanma ve demans yazdığınızda, kapasitesi olan tarafa yönelik boşanma tavsiyeleri çıkmakta ancak demanslı eşi desteklemeye yönelik hiçbir tavsiye bulunmamaktadır.
Bu konuşmanın itici gücü, pro bono olarak yürüttüğüm bir davadan
gelmektedir. Dava 1960’larda İskoçya’da Katolik Kilisesi’nde evlenen
yaşlı bir çift hakkındaydı. Kocanın Katolik olmaması sebebiyle, çiftin
kilisede evlenebilmesi için özel izin alınmıştı. 1980’lerde koca, geri dönmemek üzere evi terk etmişti. Kadın ise, hukuki olarak terk ya da evden
ayrılma gerekçelerini ileri sürebilecek olmasına rağmen, öncelikle çok
dindar bir Katolik olması nedeniyle kocasını boşamamayı seçmişti. Ek
131