ULUSLARARASI ENGELLİ HAKLARI KONFERANSI - ENGELLİLERİN ADALETE ERİŞİMİ
yollarla ulaşabilmesi ve haklarını eşit şekilde arayabilmesi için devletin
tüm imkânları sağlaması ve imkânların varlığını etkin bir şekilde tanıtması” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanıma göre “mahkemelerdeki düzensizliklerin makul sürede çözülmesi, tarafların yaptığı yargılama giderlerinin kabul edilebilir düzeyde olması, basit anlaşmazlıkların yargı önüne
getirilmeden çözülmesi, yargılama basamaklarının basitleştirilmesi, adli
yardımın etkinleştirilmesi” gibi konular adalete erişim sürecinde değerlendirilmektedir (Kalem Berk, 2011). Adalete erişim hakkı sadece adliye
binalarında sunulan hizmetler olarak değerlendirilmemekte, sosyoekonomik imkânların sağlanması da bu hizmetler kapsamında bulunmaktadır.
Devletin sadece adliye binalarını inşa etmesi ve adliye personeli ataması
engellilerin adalete erişim hakkının sağlanması için yeterli olmamakla beraber, mevcut adliye binalarında yeterli ölçüde engelli dostu düzenlemelerin yapıldığından söz edilememektedir (engelli yolu, kabartma yazı, sesli
uyarı sistemleri vb.). Benzer şekilde adliyelerde işaret dili bilen tercüman
istihdam edilmemektedir. Bundan dolayı engelli bireylerin dava süreçleri aksamakta ve adil yargılanma hakları ihlal edilebilmektedir. Barolarda
adli yardıma ihtiyaç duyan engelliler için bir birim bulunmamaktadır (Ertürk vd., 2014). Yoksulluk engelli bireylerin yargı harçları ya da avukat
ücreti gibi dava açmak için gerekli masrafları karşılayamamasıyla birlikte
baroların engelli bireylerin haklarına yönelik duyarlı bir sistem oluşturamadığı görülmektedir. Engellilik sorunsalı Türkiye’de birçok kurum ve
kuruluşun kapsamına girmektedir. Bu durum mevzuat yapısının dağınıklığına ve görev, yetki ve hizmet karmaşasına neden olmaktadır. Bu sebeple
engelli bireylerin haklarına yönelik düzenlemeler mevzuatta yer almasına
karşın uygulamada aksaklıklar görülmektedir (Özgökçeler, Alper, 2010).
TOHAD’ın (2016) verilerine göre, engelli bireyler fiziksel ve cinsel şiddet,
istismar ve kötü muameleye maruz kalmaktadır. Daha çok zihinsel engelli bireylerin maruz kaldığı cinsel şiddet, adli süreçlerde problem haline
gelmektedir. Zihinsel engelli bireyler bu gibi durumlarda kendilerini koruyamadıkları, ifade edemedikleri ve haklarını savunamadıkları için adli
süreçlerde davalar engelli bireylerin rızası olduğu varsayımı doğrultusunda sonuçlanabilmektedir. Bu sorunlar basın yayın organları aracılığıyla
kamuoyuyla paylaşılsa da engellilerin adalete erişimde karşılaştığı sorunları aşmaya yönelik sosyal politikalara rastlanmamaktadır.
82