TÜRKİYE’DE ZORUNLU DİN EĞİTİMİ - DİN KÜLTÜRÜ AHLAK BİLGİSİ DERSİ VE KİTAPLARI HAKKINDA İNSAN HAKLARI TEMELLİ BİR DEĞERLENDİRME
olacaktır. Kuşkusuz bu, aynı zamanda Anayasa’nın 90. maddesinin de gereğidir.
Anayasa Mahkemesi’nin DKAB dersini ele alan kararı önemli bulgulara yer veriyor
ve eğitim “din kültürü” niteliğine sahip olması gerektiğine ve laik bir ülkede din eğitiminin zorunlu tutulamayacağına değiniyor:
Lâik devletin, doğası gereği resmî bir dininin bulunmaması, belli bir dine üstünlük tanımamasını, onun gereklerini yasalar ve diğer idarî işlemlerle geçerli kılmaya çalışmamasını
gerektirir. Bu bağlamda, lâik bir devlette belli bir dinin, eğitim ve öğretimi zorunlu hale
getirilemez. Anayasa’nın 24. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, din ve ahlâk eğitim ve
öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk
ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki
din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcilerinin
isteğine bağlıdır. Din ve ahlâk eğitim ve öğretiminin devletin gözetim ve denetimi altında
yapılmasının nedeni, maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi bu konudaki eğitim ve öğretim özgürlüğünün kötüye kullanılmasını engellemektir. Dinler hakkında yansız ve tanıtıcı bilgiler vermek ve ahlâki değerleri benimsetmek amacıyla din kültürü ve ahlâk öğretimi
dersleri ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasına alınmıştır. Din
eğitimi yerine “din kültürü” dersinden söz edilmesi de bu amacı açıkça ortaya koymaktadır.
Bunun dışındaki din eğitimi ve öğretimi, ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin iznine bağlı tutulmuştur. 75
Türk Ceza Kanunu’nun 6(1/c) maddesi uyarınca 18 yaşını doldurmamış kişi çocuk sayılır. Türkiye’de çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü açıkça koruyan bir yasa
hükmü bulunmuyor. Ebeveynler, çocuğu olanaklarına göre eğitirler ve onun bedensel,
zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini sağlar ve korurlar.76
Türk Medeni Kanunu’na göre, çocuğun dini eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir, ancak ergin olan kişi dinini seçmekte özgürdür.77 Ancak ergin kişinin dinini
seçmekte özgür olmasına ilişkin açık hüküm kuşkusuz ÇHS Madde 12, AİHS Madde 9
ve MSHS Madde 18 ile uyumlu değildir. Çocuk gelişen kapasitesi ölçüsünde din veya
inancını değiştirme ve inanmama hakkına sahiptir. Çocuğun din eğitimini belirleme
hakkı, ebeveynin çocuğun dinini belirleme hakkına da sahip olduğu şeklinde yorumlansa78 da, yasa bunu açıkça söylememektedir ve bu yorum acelecidir. Bunun yanı sıra,
ebeveynlerin bu konudaki haklarını kısıtlayacak her türlü sözleşmenin geçersiz olduğu belirtilir. Ancak söz konusu “belirleme” hakkı, her hâl ve şartta, kişinin çocuklarını
kendi dini veya felsefi inançlarına göre yetiştirmesi anlamına gelmez. Aynı kanunda
genel bir hüküm olarak ebeveynlerin, çocuğa olgunluğu ölçüsünde hayatını düzenleme
olanağı tanıyacağı belirtilir; yine ebeveynler, önemli konularda çocuğun düşüncesini
olabildiğince göz önünde tutmalıdır.79 Dolayısıyla, ulusal hukuk özelinde de ebeveynlerin çocuklarının dini eğitimini belirlemede takdir alanları kesin ve sınırsız değildir. Çocuğun din veya inanç özgürlüğü ve katılım hakkı göz önünde bulundurulmalıdır. Türkiye’deki mevzuat değerlendirilirken zaman zaman din veya vicdan özgürlüğü hakkının
çocuk adına kullanmak üzere ebeveynlerine yetki verildiği dile getirilmiştir.80 Fakat bu
75 AYM, Anayasa Mahkemesinin 16 Eylül 1998 gün ve E:1997/62, K:1998/52.
76 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, 22.11.2001, Madde 340.
77 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, 22.11.2001, Madde 341: “Çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir. Ana ve
babanın bu konudaki haklarını sınırlayacak her türlü sözleşme geçersizdir. Ergin, dinini seçmekte özgürdür.”
78 Ulusal, Ş., “Din Eğitiminde Ebeveyne ve Çocuğun Hak ve Özgürlüğü: Hukuki Bir Tahlil”, Diyanet Dergisi, 2012.
79 Türk Medeni Kanunu, yukarıdaki dn.77, Madde 339.
80 Ulusal, yukarıdaki dn. 78.
24