BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ ğı durumlarda fiili bağımsızlığın sağlanması oldukça güçtür. Örneğin kurum üyelerinin kişisel çabaları, özel olarak STÖ ve sendikaların, genel olarak kamuoyunun kuruma desteği gibi olgular fiili anlamda bağımsızlaşmayı bir dereceye kadar sağlasa da tüm bunlara ek olarak yasal güvence ayrıca bir teminat sağlamaktadır. TİHEK’in bağımsızlığı açısından TİHEK Kanunu md. 8(1)’de Kurumun idari ve mali özerkliğe sahip ve kamu tüzel kişiliğini haiz olduğu belirtilmiştir. Ancak aynı fıkrada Kurumun Cumhurbaşkanının görevlendireceği bakan ile ilişkili öngörülmesi Kurumun yasama organına bağlı değil yürütme organına bağlı olarak kurulduğunu göstermektedir. Somut durumda bu ilişki Adalet Bakanlığı ile kurulmuş durumdadır. TİHEK Kanunu md. 10(1)’de Kurulun bağımsız olarak görev yapacağı ve hiçbir organ, makam, merci veya kişinin Kurula emir veya talimat veremeyeceği, tavsiye ya da telkinde bulunmayacağı düzenlenmiştir. Ancak bu yönde bir eylemde bulunan organ, kişi, makam ya da mercinin ne tür bir yaptırımla karşılaşacağı konusunda bir belirsizlik mevcuttur. Bu sebeple tehdit ve baskıya karşı güçlü bir şekilde korunduklarından bahsetmek mümkün gözükmemektedir. Geçmişte olmayan ve 703 sayılı KHK ile getirilen bir düzenleme ile md. 8(1)’e “Cumhurbaşkanı bu teşkilatın yönetimi ile ilgili yetkilerini gerekli gördüğü hallerde bakan vasıtasıyla kullanabilir.” cümlesi eklenmiştir. Bu cümle ile Cumhurbaşkanının TİHEK’in yönetimi ile ilgili de yetki sahibi olduğu gibi bir izlenim ortaya çıkmaktadır. Kurul üyesi olarak seçilmek isteyenlerin Cumhurbaşkanlığına başvuruda bulunmak zorunda olması, Kurul üyelerinin tümünün Cumhurbaşkanı tarafından atanacak olması, üyelerinin görevine Cumhurbaşkanı veya görevlendireceği bakanın onayıyla son verilebilir olması, Başkan ve üyeler için soruşturma yapılması Cumhurbaşkanı veya görevlendireceği bakanın iznine tabi olması gibi hususlar, TİHEK’in bağımsız bir kurum olmadığını göstermektedir. Nitekim bu tespit, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Komitesi’nin Türkiye’nin ilk taraf devlet raporuna ilişkin yakın dönemde yayınlanmış Sonuç Gözlemleri’nde de (Concluding Observations) kabul edilmiştir.61 ECRI’nin yayınladığı son Türkiye Raporu’nda da Kurumun yürütme organı ile ilişkili olması, üyelerinin tamamının yürütme organınca atanması bağımsızlık açısından eleştirilmiştir.62 Operasyonel özerklik bağlamında eşitlik kurumunun faaliyetlerinde bağımsız olması ve kendi usullerini kendi belirlemesi gündeme gelmektedir. Bu kapsamda ayrıca hazırladığı raporların, yaptığı incelemelerin, verdiği görüşlerin başka bir organın incelemesine ve kabulüne tabi olmaması gerekmektedir.63 Örneğin kurum tarafından hazırlanan raporların ilgili makamlara doğrudan sunulabilmesi ve bir kabul usulünün olmaması gerekmektedir.64 Ayrıca kurumun faaliyetlerini engellemek ve kurum tarafından istenen bilgilerin sunulmaması gibi fiillere yönelik çeşitli yaptırımların yasalarca öngörülmesi önerilmektedir.65 Ayrıca kurumun çalışanlarının bizzat kurum tarafından atanması gerekmektedir.66 TİHEK’in kendi usullerini belirlemede bir dereceye kadar özerk olduğu görülmektedir. Kurumca hazırlanan raporlar, yapılan incelemeler, sunulan görüşler başka bir organın veya mercinin incelemesine ve kabulüne tabi değildir. Öncelikle TİHEK Kanunu’nun ilk metninde, md. 10(7)’de Kurul Başkanı ve İkinci Başkanının, Kurul tarafından Kurul üyeleri arasından seçileceği düzenlenmişti. 703 sayılı KHK ile bu düzenleme 61 Committee on the Rights of Persons with Disabilities, Concluding observations on the initial report of Turkey, CRPD/C/TUR/ CO/1, 01.10.2019, para. 35, 67, https://undocs.org/en/CRPD/C/TUR/CO/1 (erişim:31.07.2020). 62 ECRI, Report on Turkey, Fifth Monitoring Cycle, para. 26. 63 National Human Rights Institutions, s. 11, para. 71-72. 64 Murray, s. 369. 65 Smith, s. 917. 66 Kucsko-Stadlmayer, s. 17. 30

Hedef paragraf seç3