BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ
kendisine ev kiralanmayan kişinin yeniden kiralamayı reddeden ev sahibine başvurmasının gerekmesi ve bu başvurunun Kuruma yapılacak başvurularda ispatlanmasını
beklemek, Kuruma yapılan zaten az sayıdaki başvurunun daha da azalmasına neden
olmanın yanında mağdurlar için yerine getirilmesi da oldukça zor olan bir koşuldur.
Ayrımcı muamelelerin çoğunlukla sözlü gerçekleştiği dikkate alındığında buna ilişkin
muameleyi gerçekleştiren kişiye hangi yolla bir talepte bulunulacağı da belirsizdir. Karşı
oyların birinde dile getirilen ikinci gerekçe olan “iddia edilen sözlerin ayrımcılık yapmak amaçlı olmadığı” gerekçesini ise ayrımcı muamelelerde muameleyi gerçekleştiren
kişinin amacının önem taşımaması nedeniyle kabul etmek mümkün değildir.111 Kaldı
ki, ayrımcı muameleyi gerçekleştiren kişilerin temel savunması da genellikle bu yönde
bir amacın olmadığı şeklinde gerçekleşmektedir. Bu şekilde dile getirilen argümanlara
geçerlilik tanınması, zaten zor olan ayrımcılık iddialarının ispatlanmasını neredeyse imkansız hale getirme tehlikesini beraberinde taşımaktadır.
Kurumun İkinci Başkanı tarafından yazılan karardaki üçüncü karşı oyda ise kadınların erkeklere göre daha titiz olmaları varsayımı “gerçeği yansıtmaya yönelik bir
durum tespiti” olarak nitelendirilmiş ve ayrımcılık olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Devamında ise aksi takdirde “her fırsatta ve herkes tarafından dile getirilen
‘kadınların erkeklere nazaran daha hassas oldukları’ söylemlerini de ayırımcılık olarak
kabul etmek gerekirdi” ifadesi ile cinsiyetçi kalıp yargıların ayrımcılık oluşturmayacağı
kabul edilmiştir.112
Ayrımcılığın yasaklandığı temeller bakımından bir değerlendirme yapmak gerekirse TİHEK Kararlarına bakıldığında TİHEK Kanunu md. 3(2)’de yer alan ayrımcılık
temellerinden “dil” ve “ırk” ile ilgili bugüne kadar hiç ihlal kararı verilmediği görülmektedir. “Etnik köken” ile ilgili verilen tek ihlal kararı113 doğru ve önemli bir karar olmakla birlikte Türkiye’de yaşayan etnik gruplarla ilgili değil mültecilerle ilgilidir. Kurum
bugüne kadar cinsiyet ayrımcılığına ilişkin iki karar vermiştir ve iki karar da erkeklere
yönelik ayrımcılıkla ilgilidir.114 Kadına yönelik ayrımcılığın bu kadar yaygın olduğu bir
ülkede Kurumun ilk dört yılda kadına yönelik ayrımcılığa ilişkin herhangi bir resen
inceleme başlatmaması ve hiç ihlal kararı vermemesi oldukça şaşırtıcıdır.
TİHEK Kanunu md. 3(2)’te ayrımcılığın yasaklandığı temellere bakıldığında ucu açık
değil sınırlı bir liste söz konusudur. TİHEK kararlarına bakıldığında bu listenin genişletilmesi yönünde bir eğilim olmadığı görülmektedir. Örneğin dernek üyeliği nedeniyle farklı
muameleye ilişkin bir iddiada başvuru, Kurum tarafından TİHEK Kanunu’nda sayılan temellerden herhangi biri kapsamında olmadığı için kabul edilemez bulunmuştur.115
TİHEK kararlarına TİHEK Kanunu’nda yer verilmiş ayrımcılığın farklı biçimleri
açısından bakıldığında Kurumun bugüne kadar dolaylı ayrımcılıkla ilgili hiç karar vermediği görülmektedir. İspat yüküne dair yaklaşım, dolaylı ayrımcılık iddialarının ispatında en önemli sorun alanlarından birini oluşturmaktadır. Kararlardaki ayrımcılığın
ispatı ile ilgili kafa karışıklığı dikkate alındığında bu yönde iddiaların Kurul tarafından
nasıl değerlendirileceği merak konusudur.
Ayrımcılığın yasaklandığı konular açısından TİHEK tarafından yayımlanmış ve ihlal kararı verilmiş sekiz karardan dördünün mal ve hizmetlere erişim ile ilgili (ev kira111
112
113
114
115
TİHEK, Karar No. 2019/64, 19.11.2019, Süleyman Arslan’ın Karşı Oyu.
TİHEK, Karar No. 2019/64, 19.11.2019, Mesut Kınalı’nın Karşı Oyu.
TİHEK, Karar No. 2019/54, 10.09.2019.
TİHEK, Karar No. 2018/97, 15.10.2018.
TİHEK, Karar No. 2019/55, 10.09.2019.
47