BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ bağlı kılınmış, genel kanun olan Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine atıf yapılmıştır. B. KURUMUN YETKİLERİ, İŞLEYİŞİ VE KARARLARININ NİTELİĞİ Kurumun çalışma alanı bakımından idare; “merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarını, mahallî idareleri, mahallî idarelerin bağlı idarelerini, mahallî idare birliklerini, döner sermayeli kuruluşları, kanunlarla kurulan fonları, kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüslerini, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait kuruluşlar ile bunlara bağlı ortaklıklar ve müesseseleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını, kamu hizmeti yürüten özel hukuk tüzel kişilerini” ifade etmektedir. Kurum; yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri dışında her tür idari işlem, eylem, tutum ve davranışa ilişkin inceleme yapabilmektedir. Pek çok ülkede yaygın uygulama haline gelen ombudsperson (ombudsman) kurumlarının bir özelliği de bu kişi/kurumların kararlarının tavsiye niteliğinde olmasıdır. Bir denetim mekanizması olması bakımından bu yönden çeşitli eleştiriler yöneltilmekle birlikte, bu kurumların kamu adına bir denetim mekanizması olması özünde idare ile toplum arasında bir bağlantı niteliğinde olmasıdır. Ulusal ve uluslararası mahkeme kararlarının uygulanmasında bile sorun yaşanan Türkiye’de bağlayıcı olmayan kararların etkililiği konusundaki şüpheler elbette anlaşılır olmakla birlikte, kararların tavsiye niteliğinde olması bir yandan bu kararların daha kapsamlı ve esnek olmasını sağlamaktadır. KDK’nın yaptığı incelemenin mahkemelerde olduğu gibi sadece hukukilik denetimiyle sınırlı olmayıp yerindelik ya da Kanundaki ifade ile hakkaniyet denetimini de içermesi nedeniyle “ya hep ya hiç” şekilde uygulanacak bağlayıcı karar vasfına sahip olması güçtür. Bağlayıcı karar veren bir organın uygulamada neyin daha yerinde olacağı konusundaki değerlendirmesinde bu kadar aktif davranmayabileceği gözetilmelidir. Bununla birlikte, hakkaniyet denetimi ile hukukilik denetimi arasındaki ayrımın çizilmesi de son derece önemlidir. Bu bakımdan Kurumun denetimi sadece idarenin hukuka uygun davranmasının sağlanması değil, aynı zamanda daha iyi işleyen bir idare kurulması, idarenin hatalarının ya da kötü uygulamalarının düzeltilmesi ve idari kültürün dönüşmesini amaçlar. Kurumun kimi kararlarında uluslararası mevzuata aykırılık değerlendirmesi yapmak yerine hakkaniyete aykırılık nitelemesini yeterli gördüğü durumlar olabilmektedir. Benzer şekilde hukuka uygun olan bir durumda hakkaniyete aykırılık nitelemesi veya ilgili düzenleyici işlemlerin hakkaniyete aykırı olması gibi nitelemeler yapılabilmektedir. KDK Kanunu’nda karar türleri ve kararların sonuçları ayrıntılı olarak düzenlenmemiş, çeşitli maddelerde sadece kabul ve ret yönünde ifadelere yer verilmiş; 20. maddenin ikinci fıkrasında “varsa önerilerini ilgili mercie ve başvurana bildirir” denilmiştir. Kanunun lafzından bağlayıcı karar almadığı anlaşılmaktadır. Buna karşılık Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin8 31. maddesinin ilk haline göre Kurum, tavsiye kararı, ret kararı veya karar verilmesine yer olmadığına dair karar verebilmektedir. Yönetmelikte 2 Mart 2017’de getirilen ek ibare ile dostane çözüm yöntemi geliştirilmiştir. Buna göre, ilgili idare tarafından yerine 8 Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete Tarihi: 28.03.2013 Resmi Gazete Sayısı: 28601 (mükerrer). 58

Hedef paragraf seç3