GİRİŞ Irk veya etnik köken ayrımcılığı, çok sayıda etnik kökenden milyonlarca insanın birlikte yaşadığı Türkiye’de giderek daha sık gündeme gelen bir olgu olarak, bu tür bir ayrımcılığa uğrayan kişiler ve gruplar tarafından sıklıkla dile getirilmekte, buna karşın ırk veya etnik köken temelinde ayrımcılık vakalarına dair hemen hemen hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Bu durumun en önemli sonuçlarından biri ırk veya etnik köken temelinde ayrımcılığın görünmez hale gelmesidir. Irk veya etnik köken temelinde ayrımcılık, günlük yaşamda çoğunlukla görünür olmayan ancak sıklıkla karşılaşılan bir olgu olarak sistemli bir izleme ve mücadele gerektirmektedir. Ancak Türkiye’de ırk veya etnik köken ile ilgili kamuya açık ve Sivil Toplum Örgütleri (STÖ)’lerinin ve insan hakları savunucularının ulaşabileceği resmi istatistikler bulunmamaktadır. Bu nedenle Türkiye’de ırk veya etnik köken temelinde ayrımcılığın izlenmesi diğer ülkelere göre daha da zor hale gelmektedir. STÖ’ler tarafından bu tür ayrımcı muamelelere yönelik giderek daha fazla çalışma yapılıyor olsa da bu alanda hala sistemli bir izleme faaliyeti yürütülmemektedir. STÖ’ler tarafından yapılan çalışmalar büyük oranda ortaya çıkan tekil ayrımcılık vakaları üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu tür çalışmalar mevcut tekil bir vakanın kamuoyunun dikkatine sunulması ve kimi zaman vakanın başvuru yollarına konu edilmesi ile sınırlı kalmaktadır. Uluslararası alanda ırk veya etnik köken temelinde ayrımcılıkla ilgili olarak Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde kurulmuş olan Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi (CERD) ve Türkiye’nin neredeyse kuruluşundan beri üyesi olduğu Avrupa Konseyi bünyesinde 1993 yılında kurulmuş olan Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (The European Commission Against Racism and Intolerance ECRI) uzun yıllardır bu alanda sorunların teşhis edilmesi ve gerekli politikaların oluşturulması açısından ayrımcılık vakaları ile ilgili ve bu tür ihlallere maruz kalan grupların durumlarına ilişkin istatiksel verilerin toplanmasının ve mağdurlara yönelik anket çalışmalarının yapılmasının büyük önem taşıdığını vurgulamaktadır. Avrupa Konseyi bünyesinde kurulmuş olan ECRI, Türkiye’de konuyla ilgili mevcut duruma dair zaman zaman değerlendirmeler yapmaktadır. ECRI, Avrupa Konseyi üyesi olan 47 ülke ile ilgili düzenli olarak rapor hazırlamaktadır ve yayınlamaktadır. Bu raporlar ilgili devlette ırk veya etnik köken temelinde ayrımcılıkla ilgili bazı bilgilere yer vermektedir. Söz konusu bilgiler ilgili devlet temsilcilerinden, STÖ’lerden, medya organlarından ve diğer uluslararası kuruluşların raporlarından derlenmektedir. STÖ’lerin ırk veya etnik köken temelinde ayrımcılıkla ilgili izleme ve raporlama çalışmaları CERD ve ECRI gibi uluslararası denetim organlarının yaptıkları çalışmalarda mevcut durumu daha doğru ve güvenilir bir şekilde ortaya koymasını sağlayacaktır. Bu tür bir sonuç STÖ’lerin çalışmalarında dile getirdikleri ayrımcılık iddialarının devlet ve kamuoyu tarafından ciddiye alınmasına katkıda bulunabilecektir. Dolayısıyla uluslararası denetim organlarının çalışmaları ile STÖ’lerin yapacakları izleme çalışmalarının birbirlerine olumlu bir katkı sunabilecekleri rahatlıkla söylenebilir. 5 Untitled-1.indd 5 27.01.2016 21:43

Hedef paragraf seç3