Seçim Sürecinde Türkiye’nin Siyasal Ortamı Türkiye seçim ortamına, 2013 yılı Mayıs ayında başlayan Gezi Protestoları ve hükümetin bu protestoları bastırma biçimine iç ve dış kamuoyunda oluşan tepki, Gezi Protestolarında polisin orantısız müdahalesi ile yaşamları yitirenler için açılan soruşturmaların etkisiz kalması, Suriye’de süregelen iç savaş ve hükümetin Suriye’ye yönelik dış politikasına iç ve dış kamuoyunda yapılan eleştiriler, içinde üç bakan ve yakınlarının da bulunduğu ve ülke tarihinin en büyük yolsuzluk iddialarını içeren 17 ve 25 Aralık soruşturmaları, bu soruşturmaları yürüten yargı mensuplarının görevden el çektirilmesinin kamuoyunda soruşturmaların manipüle edileceğine ilişkin yarattığı yaygın toplumsal kaygı, hükümet tarafından 2009 yılı sonbaharında Kürt sorununun barışçıl çözümü için uygulanacağı açıklanan demokratik açılım programında gerekli adımların atılmaması, Avrupa Birliği üyelik sürecinde yaşanan durgunluk ve uzun süredir Türkiye’nin gündeminde bulunan yeni anayasa hazırlığı sürecinin durmasının yarattığı siyasi karmaşa ve toplumsal gerilimle girmiştir. Bu gerilim seçim kampanya döneminde siyasi parti ve adayların seçim çalışmalarına yönelik fiili saldırılara dönüşmüştür. Yolsuzluk soruşturmalarına adı karışan üç bakan görevlerinden istifa etmiş ve iddiaları araştırmak üzere TBMM’de soruşturma komisyonu kurulmuştur. Seçim öncesi dönemde birçok internet sitesi ve sosyal paylaşım ağı ile erişim yasakları kararları bilgi alma, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğünü kısıtlamıştır. Türkiye, yerel seçim sürecinde kent yönetimi politikaları yerine bu tartışmalara odaklanmış, siyasi partiler tarafından yürütülen seçim kampanyaları da bu eksenler üzerinden yürütülmüş ve yerel seçimler genel bir referanduma dönüşmüştür. 15

Hedef paragraf seç3