“Eğer Anayasa’nın madde 90/son fıkra kuralı iç hukuk kurallar sıralamasının
en üstünde yer alan bir düzenleme olarak yürürlükte ise ve eğer Türkiye hâlâ
Avrupa Konseyi’nin (AK) İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) ve Gözden
Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı (GG ASŞ), Birleşmiş Milletler’in (BM) ikiz
sözleşmeleri ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (UÇÖ/ILO) 87, 98 ve 151 sayılı
sözleşmeleri konusunda “onay”dan doğan hukuksal yükümlülükleriyle bağlı
ise sendikal haklar alanında “ikili bir hukuk rejimi” yürürlüktedir: 1) Anayasa
ile 4688 ve 6356 sayılı yasaları kapsayan ama ikincisine aykırı olan ulusal
hukuk, 2) Sözleşmeler ile denetim organlarının kararlarını kapsayan ama
aslında, Anayasa’nın benimsediği ’tekçi/monist’ sistem gereğince iç hukukla
bütünleştirildiği kuşku götürmeyen ulusal üstü hukuk.”7
Türkiye’deki İlgili Mevzuata Dair Kısa Açıklamalar
Kaynak: ILO - (1946 - Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Birleşmiş Milletler ile uzmanlık kuruluşu antlaşması)
Raporun ilerleyen bölümlerinde ele alınacak çeşitli hak ihlali vakalarından
önce, kötü niyetli kullanımlara nasıl imkan tanındığını açıklamak için, sendikal
örgütlenme başta olmak üzere, ilgili prosedür ve mevzuat hakkında bilgi
verilmesi gereklidir.
Uygulamanın somut çerçevesini belirleyen 6356 sayılı
Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu gibi ilgili
Sendikalar ve Toplu İş
Sözleşmesi Yasa Tasarısı
yasaların yukarıda verilen genel haklar çerçevesine
Basın Açıklaması]
uyumsuzluğuyla ilgili ciddi eleştiriler vardır. 2012’de
yürürlüğe giren ve toplu iş ilişkilerini düzenleyen bu
kanunun, yukarıda saydığımız metinlerle yapısal uyumsuzluklar taşıdığını
ayrıntılı biçimde ortaya koyan Prof. Dr. Mesut Gülmez, makalesinde eleştirisini
şu ifadelerle özetler:
Kaynak: DİSK - [2012
20
OH A L REJİMİNDE İŞÇİLERİN KOLLEK TİF H A K L A RI
AV R U PA K Ö K E N L I / İ L I Ş K I L I İ Ş L E T M E L E R D E S E N D I K A L Ö R G Ü T L E N M E H A K L A R I
6356 sayılı Kanun, bir işyerinde veya belirli işyerlerinde ya da işletme
sözleşmesi kapsamına giren işyerlerinde toplu iş sözleşmesi yapabilmesi
için, sendikanın yetkili olmasına ilişkin düzenlemelere yer vermiştir. 6356
sayılı Kanun’a göre, işyeri veya işyerleri için yapılacak toplu sözleşme
yetkisinin elde edilebilmesi, biri ön koşul niteliğinde olan, iki koşulun varlığını
gerektirmektedir. Birinci koşul, işçi sendikasının kurulu bulunduğu işkolunda
çalışan işçilerin en az %1’ini üyeliğe kaydetmiş olmasıdır. Bu koşulun varlığı
halinde aranacak ikinci yetki koşulu, sendikanın toplu iş sözleşmesi yapmak
istediği işyerinde çalışan işçilerin salt çoğunluğunu, yani yarıdan fazlasının
(uygulamada %50+1 olarak ifade edilmektedir) kendi üyesi olmasıdır. Yani bir
sendika, bir işyerinde toplu sözleşme imzalama yetkisi alabilmek için, 100 bin
işçinin çalıştığı bir işkolunda en az bin üyeye sahip olmalı, ayrıca o işyerinde
istihdam edilen işçi sayısı 100 ise bunlardan en az 51’ini üye yapmalıdır.
İşletmeler içinse yetki barajı %40 olarak belirlenmiştir. Yani örneğin 3
işyerinden oluşan ve toplamda 200 işçinin çalıştığı bir işletmede en az 80
7 Gülmez, Mesut, “Örgütlenme ÖzgürSÜZlüğü Cephesinde Yeni Bir Şey yok! Olacağı da Yok!”, Calisma ve Toplum 37.2
(2013).
O H A L’ I N H U K U K I Ç E R Ç E V E S I V E S I N I R L A R I
21