Yapı-İş olarak 2015’ten bu yana bir şekilde orada bulunduk, örgütlenmeye veya hak ihlallerine müdahale etmeye çalıştık, üyelerimiz oldu. Bu şantiye hem üretim baskısının hem de işgücü devrinin yüksek olduğu bir şantiye oldu hep. Hatta bir dönem, inşaat işçisi hemen her arkadaşımızın bir aralık çalıştığı, daha iyi iş bulunca çıktığı bir istihdam alanı da oldu. Yüzlerce taşeron firma vardı; bizim tespitlerimize göre 700’e kadar ulaştı sayıları. Tabii bu dağınık tabloda örgütlenmek son derece zordu. Ana firmada göstermelik de olsa bir sendika örgütlü ve toplu iş sözleşmesi yapıyordu (Yol-İş Sendikası’nı kast ediyor). Ancak birkaç bin kişilik bu işgücü dışında kalan on binlerce taşeron işçisi örgütsüzdü. Biz de sendika olarak yetki alıp toplu sözleşmesi yapamasak bile bu işçilerin sorunlarıyla ilgilendik, alamadıkları ücretlerini almalarını sağladık vb. Defalarca, özellikle bayram ve tatil öncesi ödenmeyen ücretlerle ya da yemeklerle ilgili eylemler oldu buralarda. 2018’de şantiyede üç büyük eylem gerçekleşti. Hızlı bitirme baskısı nedeniyle Şubat 2018’de olan bunlardan biriydi. Genelde 2-3 bin işçinin katıldığı eylemler, şantiyelerde işçilerin taleplerinin karşılanması ve bir süre sonra eyleme öncülük yapan işçilerin işten çıkartılması ile bitirilirdi. Ancak Eylül 2018’deki böyle olmadı. Bu kez bir başka sendika, İnşaat-İş’in örgütlenme uzmanlarının şantiyedeki varlığı ve bizim eyleme hızlı müdahalemiz seyri değiştirdi. Kamuoyuna da yansıyan bir eylem gerçekleşti. Aslında inşaatı yapan firma İGA101 da eylemi lehine kullandı. Biz belirlenmiş olan 29 Ekim tarihine yetişmeyeceğini söylüyorduk zaten. Eylem de bu durumda bahane olmuş oldu. Nitekim sonra iki kere açılış tarihini uzattılar. Eylemden sonra da istenen performans elde edilemedi. İşçileri başına jandarma dikerek çalıştırdılar. Eylem sonrası 3000’e yakın işçi gözaltına alındı, 600’ü karakola götürüldü, diğerleri şantiyede. Gözaltına alınma süreci de son derece sertti, mevcut yasalara uygun değildi. Çok sayıda işçi gayrı resmi olarak gözaltı işlemine tabi tutuldu. Olağanüstü önlemler aldılar ama verimlilik de düşmüştü artık. Eylem sonrası dışarıdan yeni getirilen işçilerin uyum sağlaması zor oldu vb. Bizim bildiğimiz, eylemler sırasında 3000 kadar işçi eşyalarını toplayıp şantiyeden ayrıldı, burada çalışma koşullarının kalmadığını görerek. Bu eylemin kamuoyunda bu kadar kriminalize edilebilmesinin bir nedeni de çalışanlar arasında çok sayıda genç Kürt emekçinin olmasıydı. Gözlemlediğimiz kadarıyla eylemde diyalog ortamı olabilecekken jandarmanın devreye girmesi, bu kitlenin tepkisini daha da yoğunlaştırdı. Bu eylemi, ciddi kamuoyu desteğine rağmen sonuç alıcı bir güce ulaştıramamış olmak da bizim eksiğimiz. Bu eylem öncesi, ana işveren olan İGA ile doğrudan bir temasımız olmadı. Bizim kriminalize edilmemiz yüzünden bizi muhatap almadılar. Ayrıca onlarla toplu sözleşme yapmış olan Yol-İş çıkartıldı hep karşımıza. Bu sendikayla temel anlaşmazlığımız, onun şantiyede taşeron işçilerin sorunlarına hiç eğilmemesi ve işverenin çizdiği sınırları mutlak olarak kabullenmesi nedeniyledir. Yol-İş tabandan değil, yukarıdan, işverenle kurulan ilişkilerle örgütlenmiş, bağımsız olmayan bir sendika durumunda. Bu işkolunda sağladığı önemli kazanımlar göz ardı edilemez ama havalimanındaki konumu budur. Bizim gibi küçük bir sendika olan İnşaat-İş’in, İGA’ya yaptığı çağrılar vardı ama onlar da karşılıksız kaldı. İGA’nın bizimle muhatap olmasa da bir şekilde, kendisine ulaşan taşeron işçilerinden gelen talebi, sorun yaratmamak adına, karşıladığını hatta gerektiğinde taşeronu uyardığını, ilişiğini kestiğini belirtmek isterim. Aslında Eylül’deki büyük eylemde ortaya konan işçi talepleri oldukça geri taleplerdi. Normalde devlet yapacağı denetimlerle buraya çoktan müdahale etmiş olmalıydı. Zaten hepsi iş yasalarında vb. bulunan maddeler. Bunların bile uygulanmadığı görülmüş oldu. Zaten İGA yönetimi de taleplerin haklılığını kabul etmekte ancak eylemleri meşru bulmamaktaydı. İGA’nın neredeyse devletle iç içe geçmiş bir konumu var. Eylemde gördük ki güvenlik güçleri de fiilen İGA’nın özel güvenliği gibi hareket ediyor. Eylemlerden sonra bazı kısmi düzeltmeler yapıldı. Ama eksik yatırılan sigorta priminden, alınmayan işçi sağlığı güvenliği önlemine kadar hiçbir konuda soruşturma ve yaptırım uygulanmadı. Bize açılan davalarda da kışkırtıcı olduğumuza dair hiçbir tanık, delil gösterilemedi. İlginç olan başlangıçta İGA yönetimi bizleri muhatap alarak resmi görüşme yürüttüğü halde, eyleme devam kararından sonra durumun değişmesiydi. Eylemden sonra sosyal medyadaki görüntüler vb. kullanılarak çok sayıda işçi işten çıkartıldı. Aynı zamanda gözaltına alınma korkusu ile kendisi işten ayrılan çok sayıda işçi de oldu. 101 İGA: İstanbul Havalimanı’nı inşa etmek ve 25 yıl boyunca işletmek amacıyla 7 Ekim 2013 tarihinde kurulan bir ortak konsorsiyumdur. Türkiye’nin 2000’li yıllarda, ağırlıkla kamu ihaleleriyle büyüyen inşaat şirketlerinden Kalyon, Cengiz, Mapa, Limak, Kolin (sonradan çekilmiştir) kurucu ortaklarıdır. Bu şirketler, kamuoyunda mevcut siyasi iktidara özel yakınlıkları ile bilinmektedir. 86 OH A L REJİMİNDE İŞÇİLERİN KOLLEK TİF H A K L A RI AV R U PA K Ö K E N L I / İ L I Ş K I L I İ Ş L E T M E L E R D E S E N D I K A L Ö R G Ü T L E N M E H A K L A R I Çalışma özgürlüğünü engelleme, kamu malına zarar, ateşli sayılmayacak silahla eyleme katılma, mülkiyeti ihlal, toplantı gösteri yürüyüşleri yasasına R APOR GÖRÜŞME ÖZETLERI 87

Hedef paragraf seç3