konusundaki donanımı da bir diğer problemdir. Çok az baronun konuda yetkin avukatlara yönlendirme yaparken bazı baroların adli yardım kapsamında atanması gereken avukat sırasını takip ettiği ifade edilmiştir. Derinlemesine görüşme yaptığımız fiziksel engelli görüşmecimiz de adli yardımın engelli bireylere ilişkin bir düzenleme içermemesinden kaynaklı sorun yaşadığını ve başvurusunun reddedildiğini dile getirmiştir: “Adli yardım için bir sürü prosedür var. Onları yerine getiremiyorsunuz ki. Avukat tutuyorlarmış. Nerede tutuyor. Yok öyle bir şey. Onun için muhtardan yazı, sosyal yardımlaşma fonundan yazı. Siz çalışıyorsunuz zaten diyorlar. Kabul etmiyorlar ki. Yani engellisiniz diye yardım etmiyorlar. Şartları sağlarsanız ediyorlar. Kime yardım ediyorlar bilmiyorum. Ben başvurdum ama şartlarım uymadığı için kabul etmediler. Dava açma yoluna gidilmesinin engelliliğe dair haklar ve hak arama mekanizmaları hakkında bilgi sahibi olunmasıyla ilişkili olduğu sorulara verilen cevaplardan anlaşılmaktadır. Bunlara ek olarak derinlemesine mülakat yaptığımız bir görüşmecimiz dava açmanın maddi külfetinden bahsetmiştir: “Dolayısıyla da madden kuvvetli olacaksınız, zamanınız bol olacak, mevzuata hakim olacaksınız ve tüm bunlara rağmen ben bunları değiştirebileceğime inanıyorum diye yola çıkmanız lazım. Bunlar tamsa ava açabiliyorsunuz ama değilse açamıyorsunuz.” Adliyeye erişimde problem yaşadığını belirten 4 görüşmeciden ikisi görme engelliler için yapılan kabartmalı sarı şeritlerin eksikliğini; ikisi ise başvurulacak kişileri bulmakta zorluk yaşadıklarını dile getirmiştir. Adliye görevlileriyle ilgili sıkıntı yaşayan bir görüşmeci ise işaret dili bilen personel olmaması nedeniyle anlaşmakta zorluk çektiğini aktarmıştır. Adliyelerin engelliler bakımından fiziksel erişimi odak gruplarda da tartışılmıştır. Yeni yapılan adliye binalarının engelli erişimine uygun olarak tasarlandığı ancak eski binaların engelli erişimine uygun hale getirilmesi çabasına rağmen yeterince uygun olmadığı gündeme gelmiştir. Derinlemesine görüşme yaptığımız fiziksel engelli görüşmecimiz adliyelerin fiziksel erişimine ilişkin şunları dile getirmiştir: “Adliye inanılmaz kalabalık. Engellilere normal vatandaşlardan bir fark tanınmıyor. Bir kere girişte rezil oldum. Çok sıkıntı çektim. Ameliyat olmuştum. Değnekle gittim. Ayağımda kocaman demirler vardı. Görünüyordu. Adam değneği oradan geçirdi beni başka yerden geçirdi. Çıkış değil ama girişte sıkıntı var.” Derinlemesine görüşme yaptığımız fiziksel engelli bir diğer görüşmecimiz Belediye’ye vermek istediği şikâyet dilekçesini erişim sıkıntısıyla kendisi verememiş ve başkasından yardım almış, daha sonra belediyeden başvurusuna her hangi bir cevap alamaması üzerine gittiği adliyede de erişim sıkıntısı yaşamıştır. Yaşadığı sorunu şu şekilde aktarmıştır: “Mekanik bir tekerlekli sandalye ile gittim. Aslında akülü tekerlekli sandalye kullanıcısıyım ama oraya mekanikle gittim çünkü girişte 7-8 basamak vardı. Bir güvenlik görevlisi, halktan birkaç kişi işte eşimle beraber o merdivenleri eşimle beraber taşınarak aşabildim. Öğrendim ki, müracaat savcısının odası üst kattaymış ve asansör arızası varmış. Dolayısıyla dilekçeyi vermek ve dilekçe hakkında konuşmak için savcıyla doğrudan bir temas kuramadım. Aşağıdaki görevlilerden biri benim evrakımı aldı yukarda kaydettirdi ve yine bana tarih ile sayı numarası verildi.” Adliye’ye erişimde sorun yaşayan görüşmecimiz benzer şekilde mahkemeye erişimde de sorun yaşamış ve dava dosyasını kendisi verememiştir. “Dava dosyasının da ben içeriye veremedim. Çünkü mahkemenin erişilebilirliği de sorunlu. Ben arabada bekledim biri içeriye gitti, dosyayı teslim etti. Yine sayı numarasını aldım.” 19

Hedef paragraf seç3