Adli yardım hizmetini engelli bireylere sağlayacak avukatlar konusunda da bazı sorunlar yaşanmaktadır. Özellikle işitme engelliler ile avukatların dava sürecinde iletişim sıkıntısı çekmesi, avukatların işitme engelli kişilerin vekilliğini yürütmekten imtina etmelerine yol açmaktadır. Ayrıca barolar kadın hakları, çocuk hakları ve son dönemde yaygınlaştırılan mülteci hakları eğitimlerini adli yardım listesinde görevli avukatlara sıklıkla eğitimler verdikleri halde engelli haklarına ilişkin eğitimler çok az sayıda baroda verilmektedir. Oysa ki adli yardım listesindeki avukatların uzmanlaşmasını sağlayacak bu eğitimleri almaya ihtiyaçları vardır zira oldukça düşük olan adli yardım vekalet ödemeleri nedeniyle adli yardım hizmet listesinde daha ziyade genç ve tecrübesi az olan avukatlar yer almaktadırlar. Adli yardımdan yararlanan kişiler açısından harç ve yargılama giderleri de hukuki bir bariyer olarak varlığını devam ettirmektedir zira baronun sağladığı adli yardım yalnızca ücretsiz avukat temini ile sınırlıdır. Davanın açılması için yatırılması gereken harç ve giderlerden muafiyete Hukuk Yargılaması Usul Kanunu madde 337 uyarınca davanın açıldığı mahkeme karar vermektedir. Adli yardım talebinin kabul veya reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulabilmek kanun gereği mümkün değildir. Dolayısıyla kişi adli yardım kapsamında avukatlık hizmetinden ücretsiz yararlansa dahi dava harç ve giderlerini ödemek zorunda kalabilmektedir. Genel bir sorun olarak Türkiye’de harçlar ve yargılama giderleri de yüksektir. Ceza Yargılamasında Adli Yardım Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Müdafiin Görevlendirilmesi” başlıklı 150. Maddesinin ikinci fıkrasında “müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.” şeklindeki hüküm ile “Mağdur ile Şikayetçinin Hakları” başlıklı 234. Maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen “ “Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.” hükümleri engellilerin ceza yargılamalarında adli yardım müessesesinden yararlanmasının hukuki dayanağını oluşturmaktadır. Bu hükümler ve CMK uygulama yönetmeliği esas alınarak barolar bünyesinde CMK nöbet listelerinden soruşturma ve kovuşturma aşamalarında hukuki destek sağlamak için avukat görevlendirmesi yapılmaktadır. Bu görevlendirmelerde avukatlar işitme engelliler ya da kendini savunamayacak durumdaki kişilerle iletişim kurmada sorunlar yaşamaktadırlar. Mevzuatta avukat müvekkil ilişkisine tercüman desteği verilmesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Yine adli yardım müessesesinde olduğu gibi engelli haklarına ilişkin uzmanlaşmış avukatlar görevlendirilmediği gibi, CMK ödeneklerinin çok düşük olması sebebiyle CMK nöbet listesinde genellikle mesleğe yeni başlayan avukatlar yer almaktadır. Bu da kimi davalarda savunmaların nitelikli yapılamamasına neden olmaktadır. Avukatların cezaevinde müvekkilleriyle görüşebilme hakkı bulunmaktadır ancak bu görüşmeler açısından da engellilerin öznel durumlarını düzenleyen bir hükme ilgili yasalarda yer verilmemiştir. Örneğin işitme engelli bir müvekkili ile cezaevi görüşmesi yapacak olan 75

Hedef paragraf seç3