SONUÇ Engellilerin adalete erişimine ilişkin ulusal mevzuatın değerlendirildiği bu çalışmada engellilerin karşılaştıkları hukuki ve fiili bariyerlere değinilmeye çalışılmıştır. Engellilerin adalete erişimini, adliyelerin fiziki erişilebilirliği ile sınırlayan dar bir perspektifle diğerleriyle eşitlemek olanaklı değildir. Engellilerin yasa önünde eşit tanındığı, yasanın eşit koruması altında olduğu ve kişiselleştirilmiş yasal kapasite destekleri hukuki ehliyetlerinin tam tanındığı bir hukuk zemini yaratmak devletin yükümlülüğüdür. Erişilebilir bir adalet sisteminin tasarımından başlayarak her aşamasına engellilerin etkin katılımını sağlamak, adalet sistemine ilişkin tüm bilgiyi erişilebilir kılmak ve sistem içinde engellilerin (yargıç, savcı, avukat) aktif rol üstlendiği, etkili bir adalet mekanizması yaratmak gereklidir. 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun hakim ve savcı adaylarına ilişkin 8.Maddesi g bendinde yer alan “Hakimlik ve savcılık görevlerini sürekli olarak yurdun her yerinde yapmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı veya engelliliği, alışılmışın dışında çevrenin yadırgayacağı şekilde konuşma ve organlarının hareketini kontrol zorluğu çekmek gibi engeli bulunmamak” hükmünün iptal edilmesi olacaktır. Engellilerin yargı sistemi içerisinde tam anlamıyla var olmalarına engel bu düzenleme kürsünün gözünden engellilerin öznel ihtiyaçlarını anlayabilme ve takdir yetkisini layıkıyla kullanıp içtihatlara işlenmesini sağlayabilme imkanını ortadan kaldırmaktadır. Engellilerin idari işlemlerini gerçekleştirirken kamu ajanlarınca ayrımcı tutumlara maruz kalmaları nedeniyle yargısal yollara başvurduklarında ilgili kamu görevlisi için soruşturma izninin verilmemesi de engellilerin adalete erişimi önünde önemli bir bariyer olarak yer almaktadır.4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un şikayetleri izne bağlayıcı niteliği kimi zaman cezasızlığa neden olmakta bu da engelli bireylerin adalet sistemine olan inançlarını olumsuz etkilemektedir. Hukukumuzda yeni olan ve alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmaları olarak görülen arabuluculuk ve uzlaşma yollarının da engellilerin öznel ihtiyaçlarını karşılayabilecek hukuksal düzenlemeleri içermemesi nedeniyle hak ihlallerine yol açabilecek nitelikte olduklarına dikkat çekmek gerekmektedir. Ayrıca çoklu ayrımcılık mağduru olma riski altındaki engellilerin durumunu gözardı etmemek gerekmektedir. Engelli kadınların, engelli lgbti+ bireylerin, engelli mültecilerin, etnik ve dini gruplara mensup engellilerin ve engelli çocukların adalet arayışlarının önüne hukuk sisteminde bariyerler konulmamalı, tam ve etkin hak arayışlarının sağlanması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. 82

Hedef paragraf seç3