Uluslararası Ayrımcılık Konferansı Sonuç olarak, eşitlik kurumlarına ilişkin olarak AB direktiflerine uyum sağlandığı görülmektedir. Bununla birlikte BM ya da ECRI’nin öngördüğü standartlara uyum sağlandığını söylemek de mümkün değildir. Maddi hukuk açısından bakıldığında, ayrımcılığın ne olduğu, ayrımcılığın türleri, bunların tanımları, ayrımcılığın istisnaları bakımından AB hukukuna büyük oranda uyum sağlanmıştır. Hatta AB hukukunda olmayan “mobbing” gibi bir kavram ilk defa ayrımcılıkla bağlantılı olarak yasal düzenlemeye konu olmuştur. Bunlar ciddi ilerlemeler olmasına rağmen yasanın gerekçesi ile düzenlemeleri arasında bir uyumsuzluk göze çarpmaktadır. Genel bir çerçeve olarak düşün��len yasa hükümleri sadece TİHEK’in kendi faaliyetlerinde uygulayacağı hükümler gibi düzenlenmiş görünüyor. Bu tür bir algının ortaya çıkması, hukukçular açısından da ciddi bir yanılgıya yol açabilir. Türkiye’de hukukçuların bu düzenlemelerin farkında olduğunu söylemek mümkün değil. Bunların sadece TİHEK açısından uygulanacak düzenlemeler olduğu düşünülmemelidir. TİHEK Kanunu’nun İş Kanunu’nu dolaylı olarak değiştirdiğini söyleyebiliriz. Örneğin TİHEK Kanunu, kıdem tazminatıyla ilgili İş Kanunu’na tabi olarak çalışanlar ile Türk Borçlar Kanunu arasında çalışanlar bakımından mevcut olan ayrımı ortadan kaldırmıştır. Bu anlamda hukukçular bakımından çok ciddi bir eğitim faaliyeti yürütülmesi gerekmektedir. TİHEK ve KDK Kanunu hem özel hukuk ile kamu hukuku uyuşmazlıklarında uygulama alanı bulabilecektir, hem de idare ve işverenler tarafından uygulanması gereken ciddi hükümler içermektedir. Kanunun uygulanması için çok ciddi bir çalışma yürütülmesi gerekiyor. Hukukçuların kendi ayrımcılık iddialarının mutlaka bu kanuna da dayanması gerekiyor. TİHEK’in işlerlik kazanması daha uzun süren yargısal usuller yerine uyuşmazlıkların daha kısa sürede sonuçlanmasını sağlayabilir. Elbette TİHEK tarafından verilen kararların idare ve diğer gerçek kişiler ve özel hukuk kişileri tarafından da yerine getirilmesi gerekiyor. 104

Hedef paragraf seç3