Toplumsal Eşitsizlikler ve Ayrımcılık1
Doç. Dr. Aslı Kayhan
Ayrımcılığın kaynağı toplumsal eşitsizliklerdir, ancak kavram olarak
tartışılması modern toplumların konusu olmuştur. İnsan aklının ve özgür iradesinin evrensel bir niteliğe sahip olduğunu, her şeyi sorgulama
gücü olduğunu ve bunu kullanabilmesinin de temel bir hak olduğunu
ifade eden Aydınlanma felsefesi, eşitlik ve özgürlüğü bunun önkoşulu
kabul eder. Bu devrimci ve öncü tartışma toplumsal devrimlerin kuramsal arka planını oluşturur. Ulus devlet formunun kapitalist üretim
ilişkilerinin gerektirdiği politik ve coğrafi bir yapı olmasının ayrımcılık ve eşitsizliği yapısal kıldığını söylemek yanlış olmaz. Buna rağmen,
19. ve 20. yüzyılın toplumsal mücadeleleri sayesinde ulus devlet anayasalarına herkesin doğuştan eşit ve özgür olduğu ifadesi konmuş olsa
da cinsiyet, ırk, etnisite, din ya da mezhepler arası eşitsizlikleri ve bundan türeyen ayrımcılığı ortadan kaldıramamıştır. Toplumsal tarihin
temel eşitsizliği, toplumun bir kesiminin (toplumsal bir sınıfın) diğer
kesimin emeğiyle ürettiği artı değere zor yoluyla el koyması sonucu
ortaya çıkan sömürü ilişkilerinden doğar. Toplumsal sınıflar arası bu
eşitsizlik, tarihin her döneminde birbirinden farklı sistemler içerisinde
farklı biçimlerde devam eder. Dolayısıyla en temel ayrımcılık sınıflar
1 Bu sunum, Toplum ve Hekim dergisinin Ocak-Şubat 2018, Cilt33/I de yayımlanmış olan “Toplumsal Eşitsizliğin Kesişme Noktaları: Ayrımcılık” başlıklı makale temel alınarak hazırlanmıştır.
131