Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
ve entegrasyon. Konuya bu açılardan bakmak, göçmenlerin AB üyesi
devletlerde ne gibi sorunlarla karşılaştıklarına dair bir tablo çizecektir.
Değinmek istediğim ilk konu, terminoloji meselesi. Özellikle AB
bağlamında, sürekli olarak göç konusundan, “göç krizi”nden ve genel
olarak göçten bahsediyoruz ancak bu, her göçmen grubu için aynı anlama gelmiyor. Mülteciler, göçmen işçiler, insan kaçakçılığı mağdurları… Hepsi aynı statüye, koşullara ve ihtiyaçlara sahip değil ve maalesef
içinde bulunduğumuz popülist dönemde, hepsi “yasadışı göç” altında
gruplanıyor. Göç konusu altında incelediğimiz çeşitli göçmen gruplarını ayırmamak ve durumu “yasadışı göç” olarak ifadelendirmek, ne
konuştuğumuz ve sorunların aslında ne olduğu hakkında bulanıklık
yaratabilir.
AB bünyesindeki yasa ve politikalara gelince, göç çatısı altında incelenebilecek her göç grubu için bizim farklı yasa ve haklarımız var.
Ortak Avrupa Sığınma Sistemi’miz (Common European Asylum System), göç politikalarımız, ayrımcılık karşıtı yasa ve politikalarımız, entegrasyona yönelik politikalarımız mevcut; yani bu dört farklı durum
için farklı kurallar uygulanıyor. Bu durumun kendisi, aşağıda açıklayacağım gibi, sorun teşkil ediyor, çünkü bazen kişilerin uyruğuna göre
farklı kurallar uygulanabiliyor. Örneğin vize listeleri özellikle uyruğa
göre düzenleniyor. Bu düzenlemenin hangi kritere göre, kim tarafından
belirlendiği AB düzeyinde şeffaflık olmadığından maalesef bilinmiyor.
Bu durumda, yasal statüye bağlı olarak farklı haklarınız var. Farklı
göçmen işçilerin durumunu düzenleyen birçok göç yönergemiz var,
örneğin Tek İzin Yönergesi, AB’ye giren işçilerin genel haklarını düzenliyor. Mevsimlik İşçi Yönergesi, kalifiye işçiler için Mavi Kart Yönergesi ve uzun dönem ikamet edecekler için yönerge. Buradaki problem, göçmenlerin bulundukları kategoriye göre farklı haklara sahip
olması. Yasal statüden bağımsız olarak, kişilere bütün haklar nezdinde
eşit davranılmasını sağlayacak bir hak yok. Bu durum, göçmenleri kendi aralarında yasal statüleri açısından farklılaştırmakta ve ayrımcılığa
uğramalarına sebep olmaktadır. Bu haklar ve belli konuların düzenlenme şekli, maalesef esasen ekonomik kriterlere dayanıyor. Kalifiye bir
işçi çok daha fazla hak sahibi, çünkü AB bu tip işçilerle daha fazla ilgileniyor ve diğer işçilere göre AB vatandaşlarıyla çok daha fazla alanda
170