Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
Başvurucu vakıf, ibadethanelerin elektrik faturalarının Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ödeneği ile karşılanmasına rağmen cemevinin ibadethane olarak kabul edilmemesi nedeniyle bu ayrıcalıktan yoksun bırakıldığı konusunda şikâyette bulunmuştu. Bu durumun Sözleşme’ye
aykırı biçimde ayrımcılık oluşturduğunu iddia ederek Sözleşme’nin 9.
maddesiyle birlikte 14. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştü.
Bu noktada AİHM’e göre 14. maddenin bağımsız bir ayrımcılık hükmü olmadığını, sadece sözleşme ve protokollerinde güvence altına alınan “hak ve özgürlüklerden yararlanılması” bağlamında uygulandığını
hatırlamakta yarar var. Ek olarak, Sözleşme’nin 14. maddesinin uygulanması için Sözleşme’de güvence altına alınan haklardan birinin mutlak suretle ihlal edilmiş olması şart değildir. Davaya konu olan olay ve
olguların, Sözleşme’nin maddelerinden en azından birinin “kapsamına”
girmesi gerekli ve yeterlidir. AİHM, vakfın elektrik faturalarının ödenmesinden muaf tutulma talebi ibadet yeri olarak tanınmaması nedeniyle
reddedildiği için bu durumun Sözleşme’nin 9. maddesiyle yeterli derecede ilgili olduğuna ve bu nedenle 14. maddenin, ayrımcılık yasağının,
uygulanabilir olduğuna karar veriyor.
Mahkeme, Sözleşme hükümlerinin devletlere, ibadethanelere özel
bir statü verme yükümlülüğü getirmediğini not ediyor. Öte yandan, söz
konusu davada, ibadethanelere özel ve ayrıcalıklı bir statü tanımaya ve
dolayısıyla Sözleşme gereğince üstlendiği yükümlülüklerinin ötesine
geçmeye karar vermiş olan devletin, ayrımcı bir şekilde bazı dini grupların bu haktan yararlanmasını reddedip reddetmediği önemli bir soru
olarak ortaya çıkıyor.
Bu bağlamda şayet bir devlet, ibadethaneler için ayrıcalıklı bir statü
belirlerse, bu statüyü talep eden bütün dini gruplara söz konusu statüden
hakkaniyete uygun olarak faydalanmayı talep etme imkânı sunulması ve
belirlenen kriterlerin ayrımcı olmayan bir şekilde uygulanması gerekir.
Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı’nın talebi, Alevilik
inancını bir din olarak değerlendirmeyen ve İslam dininin alanına giren işlerden sorumlu bir makam tarafından sunulan bir görüş temelinde yerel mahkemelerin yaptığı değerlendirme üzerine reddedilmiştir.
AİHM ise bu tür bir değerlendirmenin cemevlerine söz konusu haktan
yararlanma hakkı verilmemesini haklı çıkaramayacağını ifade etmiştir.
190