Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
sının yeni demokrasilerde de etkin bir şekilde hayat bulması arzulandı
ve bu çerçevede, 1990 yılında kuruldu. Asıl adı “Avrupa Konseyi Hukuk
Yoluyla Demokrasi Komisyonu” olan kurul, toplanma mekânı Venedik
olarak belirlendiği için “Venedik Komisyonu” olarak adlandırılmaktadır. Türkiye kuruluşundan beri Venedik Komisyonu’nun üyesidir. Ve
kuruluşundan itibaren dört yıl öncesine kadar Prof. Dr. Ergun Özbudun bu komisyonun Türkiye üyesiydi. Ergun Hoca 24 yıl boyunca etkin
ve verimli bir şekilde çalıştı, Venedik Komisyonu’nun üye raporlarının
dışında, anayasa hukukunun temel sorunlarıyla ilgili ortak bilimsel raporlara ya da “amicus curiae brief”lerine ciddi katkılar sağladı. Ergun
Hoca bu görevi yerine getirmek istemeyince de hükümet beni önerdi.
Pek çok konuda hocanın ardılı olmakla onur duyarım. Mesela, doçentlik
jürimin başkanıydı. Oybirliğiyle doçent olduğumda bana özel bir cübbe
giydireceğini söyledi. Çünkü o cübbe Bülent Nuri Esen’in Ergun Hoca’ya giydirdiği cübbeydi. Aynı durumu Venedik Komisyonu üyeliğinde
de yaşadık. Komisyon’un ilk toplantısına gittiğimde herkesin hakkımda
çok olumlu düşüncelere sahip olduğunu gördüm. Çünkü Ergun Hoca
benim hakkımda Komisyon’u bilgilendirmişti. Bu tabii ki çalışmamı kolaylaştırdı. Burada kendisini minnetle yâd ediyorum.
Dört yıl boyunca Venedik Komisyonu üyeliği yaptım. Mayıs 2018
itibariyle mevcut hükümet, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin siyasal
pozisyonunu Komisyon’da savunmadığımı düşünerek atamamı yenilemedi. Türkiye açısından büyük bir sorun olan, anayasal düzlemde tarihsel bir geriye gidişi ifade eden 2017 anayasa değişikliklerinin mimarı
olan bir meslektaşımızı atadı. Venedik Komisyonu, biliyorsunuz, 2017
Mart oturumunda anayasa değişiklikleri hakkında bir görüş hazırlamıştı. Bu görüşte o anayasa değişikliklerinin demokrasi, insan hakları, katılımcılık, denge ve denetim gibi pek çok hayati konuda geriye dönüş
riski taşıdığını söylemişti. Tabii bu hükümetin hoşuna gitmedi. Venedik
Komisyonu’nun son dönemdeki raporları hakkındaki fikrimi sorduklarında raporlara temel tespitleri ve esasları itibariyle katıldığımı belirttim. Tabii bu yaklaşıma sahip olunca, hükümetin tercihi de farklı oldu.
Ama işin doğrusu şu: Venedik Komisyonu’na üye ülkeler, mesela Türkiye ile ilgili bir konu gündeme alınıp oylamaya sunulduğunda Türkiye’yi
temsil eden kişi oy kullanamaz, herhangi bir yorumda da bulunamaz.
206