Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
lar. Zincirlemedir, çünkü ayrımcılık, nefret söylemine yol açar (“Kürtler
geridir”, “Gayrimüslimler beşinci koldur”), nefret söylemi de bir suçla
birleşince nefret suçuna dönüşür (Ahmet Türk’ün burnunu Kürt olduğu
için kırmak, taksicinin müşteriyi Ermeni diye dövmesi).
Şimdi, bu konuda Türkiye’nin önce ulusal yasalardaki, sonra da
uluslararası plandaki yükümlülüklerine (yani hukuki duruma) bakalım
ve ardından da fiili olaylara (yani fiili duruma) bir göz atalım.
TC İç Hukukundaki Ayrımcılık ve Nefret Düzenlemesi
Üç yasal düzenleme var: Anayasa, TCK, İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu.
1) 1982 Anayasası: Ayrımcılığı yasaklamak açısından pek işlevsel değil.
- Md. 10/1: “Herkes ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” Fazla genel.
- Md. 24/1: “Herkes vicdan, din, kanaat hürriyetine sahiptir” - Fazla
dolaylı.
2) 2004 tarihli Türk Ceza Kanunu: 2004’ten önce ayrımcılık suç sayılmıyordu.
- Md. 3/2: “Irk, dil, din… konularında ayrım yapılamaz ve kimseye
ayrıcalık tanınamaz.”
- Md. 77 (+ Nisan 2013 t. yasa): “Öldürme ve işkencenin ayrımcılık dolayısıyla işlenmesi insanlığa karşı suç oluşturur.” (Zaman aşımı
işlemez.)
Ama uygulanmıyor. Mahkemeler, elektrik verme ve testis sıkma uygulamaları dâhil olmak üzere, “kötü muamele” deyip geçiyor.
- Md. 115 (+ Mart 2014 t. yasa): İnancı, düşünceyi ve yaşam tarzını
cebir kullanarak yapılan müdahalelerden koruyor.
Ama sadece Müslümanların yaşam tarzını koruyor: Alkol yasakları,
fiilen yasaklanan kürtaj, Ramazan’da yiyip içmeye, giyim kuşama cebren müdahaleler olunca mahkemeler uygulamıyor.
- Md. 122 (+ Mart 2014 t. yasa): Ticari hayatta ayrımcılığı yasaklıyor.
28