Eşitlik, Ayrımcılık, Irkçılık
cu satıcıları çoğalıyor. Biz Arap ve Batı kültürü arasında sıkışan
Türk insanının kendisini yeniden sevmeyi öğretecek tek yolun
ta kendisiyiz. Biz, Kürt ve Çingene çetelerine ve yobazlara hak
ettikleri yanıtı verecek Türkçü Toplumcu Buduncularız.”
Bu propaganda vakasında sadece dernek başkanına karşı TCK madde 216’dan açılan dava, 2013 yılında beraat ile sonuçlanmıştır. Mahkeme, beraat kararını sanıkların bu sözlerinin tüm Kürt veya Roman vatandaşlarına değil sadece suç işleme eğilimi yüksek olan kişi ve gruplara
yönelik olduğu ve yine bu sözlerin düşünce özgürlüğü kapsamında olduğu gerekçesine dayandırmış ve bu karar Yargıtay tarafından itirazsız
onaylanmıştır.
Yine bir başka vakada “Türk oğlu ve Türk kızı Türklüğünü koru’,
Kürt dükkânlarından alışveriş etme. Sadece Türkçe konuş, Kürt halkıyla
ilgili televizyon dizilerini seyretme, Kürtçe müzik dinleme ya da çalındığı yerlere gitme. Kürt yemekleri yeme” diyerek Türk Solu isimli dergide
başlatılan bir kampanyanın sorumlularına karşı hiçbir cezai soruşturma
yürütülmemiştir.
Kısacası, ırkçılık kavramı Türkiye’de etnik farklılıkların korumasına ilişkin talepleri cezalandırmak için düşünülmüştür ve bu nedenle de
toplumdaki ırk ayrımcılığını, ırkçı eylem ve düşünceleri cezalandırma
konularında hep eksik kalmıştır.
Sonuç
Dünyada azınlıkları, toplumda dezavantajlı olan grupları korumak için
düşünülen eşitlik ilkesi, ayrımcılık yasağı, ırkçılık gibi kavramlar, Türk
hukuk sisteminde ya devleti ve Türk çoğunluğunun hassasiyetlerini
korumak için kullanılmış ya da etnik, inançsal, dilsel vs. farklılıkların
korunmasına ilişkin taleplerin cezalandırmasında veya reddedilmesinde
bir gerekçe olarak öne sürülmüştür. Maalesef, halen daha Türkiye’de
farklı gruplara “eşit saygı” ve “eşit kaygı”yı güvence altına alan bir hukuk sistemi oluşturulamamıştır.
79