Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
***
2017’de Muğla’da 7 kişi PKK’li oldukları gerekçesiyle ters kelepçelenerek belden aşağıları tamamen çıplak olarak yüzüstü asfalta yatırıldı,
fakat bunu yapan yetkililere değil, fotoğrafları sosyal medyaya gönderenlere soruşturma açıldı.
Değerlendirme
1) Türkiye’de demokratik kavramlar yerleşmemiştir, çünkü buna
ulusalcı ve/veya İslamcı zihniyet izin vermemektedir.
2) Devleti hangi parti temsil ederse etsin, devlet hangi yönde işaret verirse yargı ona göre hüküm vermektedir. Bazı savcı ve yargıçların kendini devletle özdeşleştirerek var olmaya dayanan kasaba zihniyeti, bir
yargıç tarafından şöyle dile getiriliyor:
“Bireyin özgürlüğünü ön planda tutan görüşler var, katılmıyorum.
Niye katılmıyorum? Devletim, evvela devletim! Devletim olmadıktan
sonra benim bireysel özgürlüğüm hiçbir şeye yaramaz.”3
3) Yargı soruşturma açmamaktadır. Açsa bile, tanıkları susturma veya
mağdura tekrar saldırma ihtimali yüksek olduğu halde sanığı tutuklamamaktadır. Dava açarsa, ayrımcılıktan veya nefret suçundan değil, “kasten
yaralama” gibi suçlardan yargılamaktadır. Ceza verirse en alt düzeyden
vermektedir, paraya çevirmektedir, hükmün açıklamasını geri bırakmaktadır (yani suçlu 5 yıl içinde aynı suçu işlemediği takdirde hapis yatmamaktadır ve suçu adli sicile geçmemektedir), cezayı ertelemektedir.
4) Yargı, suça uyan TC yasalarını uygulamamaktadır. “Hakaret” ve
“mala zarar” gibi ilkel kavramlar açısından karar vermekle yetinmekte3 Mithat Sancar-Eylem Ümit Atılgan, “Adalet Biraz Es Geçiliyor... Demokratikleşme Sürecinde Hakimler ve Savcılar, 2. Baskı, İstanbul, TESEV Yayınları, Ağustos 2009, s. 137.
(http://tesev.org.tr/wp-content/uploads/2015/11/Adalet_Biraz_Es_Geciliyor_Demokratiklesme_
Surecinde_Hakimler_Ve_Savcilar.pdf).
36