DEVLET OKULLARINDA DİNLER VE İNANÇLAR HAKKINDA ÖĞRETİME İLİŞKİN TOLEDO KILAVUZ İLKELERİ fiyet imkanları veya alternatifler sunması" şartıyla uluslararası insan hakları hukuku ile uyumlu olabileceğini teyit etmiştir72. Bu gereklilik, ya öğrencileri ders zorunluluğundan muaf tutarak ya da dersin kendisini isteğe bağlı hale getirerek karşılanabilir. Dinler veya inançlar hakkında öğretim söz konusu olduğunda, durum daha da karmaşıktır. Bu tür bir öğretime, uygun bir şekilde sağlandığında, zorunlu olsa bile, uluslararası insan hakları belgeleri uyarınca izin verilir. BM İnsan Hakları Komitesi, MSHUS'nin 18. Maddesini, "devlet okullarında genel din ve ahlak tarihi konulu derslerin verilmesine ancak tarafsız ve objektif şekilde olması kaydıyla izin verileceği" biçiminde yorumlamıştır73. Birleşik Devletlerdeki gibi son derece ayrılıkçı yargı mercileri bile bu tür bir derse, söz konusu öğretim "seküler bir eğitim programının bir parçası olarak nesnel şekilde sunuluyorsa" izin verir74. Dar anlamda – ister din ister başka bir konuda olsun – hiçbir ders tamamen tarafsız veya nesnel değildir; daha ziyade aslında daha çok bir olasılıklar yelpazesi vardır. Konu ve eğitim içeriği din açısından ne kadar dogmatik veya felsefe odaklı ise, ebeveynlerin veya vasilerin çocuklarının kendi felsefi veya dini inançlarına uygun olarak eğitilmesini sağlama hakkı ile çatışma olasılığı o kadar yüksektir. Böyle bir durumda, bir tür katılmamayı tercih etme düzenlemesi daha uygun olacaktır. Kısacası, uluslararası standartların altında yatan temel prensibin, "tarafsız ve nesnel bir şekilde" verildiği sürece, zorunlu olsa bile dinler ve inançlar hakkında ders verilmesine izin verilebileceği olduğu görülmektedir. Ayrıca, eğer katılmamayı tercih etmek için yeterli düzenlemeler varsa tarafsız olmayan dini eğitime de izin verilebilir. Elbette zor olan sorular, eğitimin ne zaman yeterince "tarafsız" olduğu, katılmamayı tercih etme hükümlerinin ne zaman yeterli veya gerekli olduğu ve katılmamayı tercih etme şartlarının nasıl yapılandırılması gerektiğidir. Katılmama Tercihi için Farklı Koşullar Oluşturmak Bu hususları analiz ederken, müfredatın çeşitli unsurlarına katılma zorunluluğundan muafiyetlerin talep edildiği durumlar üzerine düşünmek yararlıdır. Dinler ve inançlar hakkındaki eğitim programlarının iyi tasarlanmış olması ve açıkça dünyanın herhangi bir dini veya dini olmayan anlayışını desteklemeyi hedeflememesi halinde, katılmamayı tercih etme ihtiyacı asgari olabilir veya hiç olmayabilir. Dinler veya inançlar hakkında öğretim ilerledikçe, diyalog ve başkalarının temel endişelerini öğrenmek katılmamayı tercih etme düzenlemelerine duyulan ihtiyacı azaltabilir ve hatta ortadan kaldırabilir. Bu durum, ya öğretimi destekleyen uzlaşmanın sağlanmasının bir sonucu olarak ya da ilgili tüm taraflarca kabul edilebilir uyarlamalar tespit edilerek gerçekleşir. Ancak, devlet görevlileri programlarının ne kadar tarafsız ve zararsız olduğunu düşünürse düşünsün, farklı dini ve dini olmayan inançlara sahip ebeveynler ve çocuklar olayları farklı şekilde görebilir. Birçoğu dinler ve inançlar hakkında öğretimin çocukları üzerindeki olası etkisini takdir ederken, diğerleri çeşitli nedenlerden ötürü aksi yönde tepki gösterebilir. İki farklı tür durum dikkate değerdir. 72 Genel Yorum No. 22, paragraf 6, a.g.e. not 29. 73 A.g.e. 74 Abington Sch. Dist. / Shempp, 374 U.S. 203, 300-301 (1961) (Brennan, J., mutabık görüş). 56

Hedef paragraf seç3