SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ İÇİN ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ VE TOPLANTI VE GÖSTERİ HAKKI KILAVUZU
dini nefreti kışkırtan örgütler eğer ayrımcılık, düşmanlık veya şiddeti kışkırtıyorsa
yasaklanabilir. Öte yandan, azınlıklar konusunda bilincin geliştirilmesi bir devletin
toprak bütünlüğüne tehdit olarak muamele görmemelidir. Dolayısıyla, ulusal mevzuatın veya idari yetkililerin belli bir hedefi, amacı veya faaliyeti ‘kanun dışı’ olarak
etiketlemiş olmaları örgüt tarafından benimsenen amaç ve faaliyetler üzerinde otomatik olarak haklı bir kısıtlama olduğu anlamına gelmez.
22. Örgütler, ifade özgürlüğü hakkını barışçıl yollarla kullandıkları sürece yasalarda
veya anayasal düzende değişiklik yapılmasını destekleme hakkına sahiptir. AİHM’e
göre, ‘özerk rolü ve kendine özgü uygulama alanına rağmen, 11. Maddenin (AİHS) 10.
Madde ışığında da okunması gerekmektedir. Kanaatlerin ve onların ifade edilmesinin
korunması, 11. Maddede (AİHS) korunduğu şekliyle, toplantı ve örgütlenme özgürlüğünün temel amaçlarından biridir’. 10. Maddede korunduğu şekliyle ifade özgürlüğü,
2. Paragrafa bağlı olarak, sadece hoş karşılanan, incitici olmayan veya tarafsız bilgi
veya fikirler için değil, aynı zamanda ‘inciten, şoke eden veya rahatsız eden’ bilgi ve
fikirler için de geçerlidir.
23. Bu nedenle, bir örgüt yasada veya anayasal düzende değişikliği barışçıl bir
şekilde desteklediği için yasaklanmamalı, kapatılmamalı veya başka şekilde cezalandırılmamalıdır. Ne var ki, hem bu türden değişiklikleri elde etmek için kullanılan yöntem hem de bu türden değişikliklerin doğurduğu fiili sonuçların temel
demokratik ilkelerle uyumlu olması zorunludur.
24. Bir örgütün teklif ettiği amaç ve faaliyetlerin kabul edilebilirliğini değerlendirirken, yine adının anlamını ve kuruluş sözleşmesinde veya tüzüğünde kullanılan terimleri değerlendirirken, yetkililer daima yasallık karinesinden yola çıkmalı, spekülasyona başvurmamalı veya aceleci sonuçlar çıkarmamalıdır. Genel olarak, örgütlere
yürüttükleri faaliyetlerin kendi kuruluş sözleşmelerinde veya tüzüklerinde öngörülen amaçların kapsamına girip girmediğini belirlemelerine izin verilmelidir.
25. Son olarak, faaliyetlerin kapsamı belirleme özgürlüğü, örgütlerin yerel, ulusal veya
uluslararası alanda çalışma konusunda karar verme imkânına sahip olmaları anlamına
gelir. Aynı zamanda, bir oluşum olarak bir örgütün gerek ulusal gerekse uluslararası başka bir örgütlenmeye, federasyona veya konfederasyona üye olabileceği anlamına gelir.
5. İlke: Eşit muamele ve ayrımcılık yapmama
26. Örgütlenme özgürlüğünden herkes eşit bir şekilde yararlanmalıdır. Örgütlenme
özgürlüğü ile ilgili düzenlemeler getirirken yetkililer, yaş, doğum, renk, toplumsal
cinsiyet, cinsiyet kimliği, sağlık durumu, göçmenlik veya ikamet durumu, dil, ulusal, etnik veya sosyal köken, siyasi veya diğer görüş, fiziksel veya zihinsel engellilik,
mülkiyet, ırk, din veya inanç, cinsel yönelim veya başka statüler gibi hiçbir temelde
hiçbir grup veya bireye karşı ayrımcılık yapmamalıdır.
27. Ayrımcılık yapmama ilkesi, hem doğrudan hem de dolaylı ayrımcılığı yasaklamakta, herkesin kanunun eşit korumasından yararlanmasını, bir tedbir veya yasanın
pratikte uygulanışı sonucunda ayrımcılığa maruz kalmamasını gerektirmektedir. Bir
örgüt kurmak isteyen bütün kişiler ve gruplar kanun önünde ve devlet yetkilileri karşısında eşit muamele esasına göre bunu yapabilmelidir. Ayrıca, ayrımcılık yapmama
ilkesi, mevzuatın ve devlet yetkililerinin kuruluşları, kayıtları (gerekliyse) ve faaliyetleri konusunda örgütlere eşit muamele etmeleri gerektiği anlamına gelir. Farklı örgütlerin farklı muameleye tabi olmaları, objektif ve makul bir gerekçesi yoksa, diğer
26