ENGELLI BIREYLERE YÖNELIK AYRIMCILIK
ilkesi (en çok sayıda insan için en çok fayda); en kötü durumda olana
öncelik verme ilkesi (2011, s. 8-9). Aciliyet veya kaynak kıtlığı durumlarında eşitlik ilkesi kaynakların etkin dağıtımı konusunda yeterince etkin
bulunmamaktadır. Fayda maksimizasyonu konusunda ise hangi faydaların maksimize edileceği net değildir: En çok sayıda hayat kurtarmak
mı? Yaşam yıllarını maksimize etmek mi? Yaşam kalitesini maksimize
etmek mi? En çok hayatı kurtarma amacı, her bir kişinin eşit şansa sahip olma ilkesiyle çelişir. En kötü durumda olanı önceleme ilkesinde en
kötü durumda olmanın tanımı değişebilir: Bu durum ihtiyaca göre mi,
aciliyet durumuna göre mi, yoksa en düşük yaşam şansı durumuna göre
mi belirlenecek?
Ancak her araştırmacı triajı maksimizasyonla bağdaştırmaz (Persad,
2020, s. 100; Rhodes, 2020). COVID-19 pandemisi bağlamında, Rhodes
(2020) maksimizasyon (en fazla sayıda hayat kurtarılması) ve triaj (en
kötü sonuçların önlenmesi) arasında bir ayrım olduğunu savunur. Rhodes’a göre maksimizasyon (sosyal mesafe, karantina gibi) kamu sağlığı
politikalarına, triaj ise hastanelerdeki triaj protokollerine denk gelir (2020,
s. 164); triaj da “en kötü sonuçların önlenmesi” şeklinde uygulandığında başarılı olur (2020, s. 165). Maksimizasyon ve en kötü sonucu önleme arasındaki farkı anlatmak için yazar şöyle bir örnek verir: Grip aşısı
eksikliği yaşanan bir yılda sağlık çalışanları, immün yetersizliği olanlar,
hamile kişiler ve yaşlılara öncelik verilmiştir (Rhodes, 2020, s. 165). Sağlık
çalışanları başkalarına gereken bakımı verebilmeleri için, diğer gruplar da
aşı olmazlarsa ciddi hastalık ve ölüm ihtimali en yüksek olan kişiler oldukları için öncelenmiştir. Eğer aynı durumda fayda maksimizasyonuna
gidilseydi, yaşam yıllarını maksimize etmek için gençlere ve sağlıklı olarak tanımlananlara öncelik verilirdi. Böylelikle en kötü durumu önleme
senaryosunda öncelik verilen gruplar arasında gribe bağlı ölümler artardı.
Maksimize edilecek olan faydanın, kaliteli yaşam yılları sayısı veya uzun
vadede hayatta kalma olarak belirlenmesi, engelli, yaşlı ve kronik rahatsızlıkları olan kişileri sistematik olarak dezavantajlı duruma düşürmektedir (McGuire vd., 2020, s.16). En kötü sonucu önleme ilkesi, aciliyet ve
ihtiyaç durumuyla birleştirildiğinde daha iyi bir biyoetik ilkesi gibi durur
ama bu yaklaşım da belli bir hayatta kalabilirlik seviyesinin altına düştüğüne inanılan kişilerin bakımdan mahrum bırakılmasını öngörür.
111