ENGELLI BIREYLERE YÖNELIK AYRIMCILIK
hesaplamanın ve karşılaştırılamaz olanı karşılaştırmanın” geçmesidir
(Levinas, 1979, s. 300; Levinas vd., 1996, s. 168). Böylelikle biricik kişilerin, “tanımlanabilir tekil yaşamların” yerine, takas edilebilir “istatistiki
yaşamların” geçirilmesi durumu ortaya çıkar (Aacharya vd., 2011, s. 2).
Nüfusun bütününe uygulanan faydacılık perspektifinin yanı sıra
bir de belli bireylere uygulanan faydasızlık perspektifi vardır: Örneğin,
bilişsel engelli kişiler, özellikle külfetli ve gözden çıkarılabilir bulunur
ve tıbbi tedavileri faydasız kabul edilerek sağlık hizmetinin kısıtlanması
veya geri çekilmesi söz konusu olabilir (Jebran, 2014, s. 14; Fink, 2013;
Fink, 2020). Bu faydacılık/faydasızlık ikilisi özellikle pandemi gibi kaynak sıkıntısı çekilen durumlarda akut hale gelerek “doktorların yaşatmak için ölüme izin vermesini” gerektirir hale gelir (Davis, 2020, para. 2).
Bu noktada maksimizasyon triajla birleşir (en kötü sonucu önleme şeklindeki triaj da dahil), çünkü en kötü sonucu önleme bile en baştan, bir
kaçınılmazlık olarak, belli bir hayatta kalabilirlik eşiğinin altında olduğu
hesaplanan veya yaşamasında bir fayda görülmeyen kişilerin ölmesine
izin vermeyi gerektirir. Yani “en kötü olmayan” sonuç, hesaplanamaz
olanı hesaplamak, karşılaştırılamaz olanı karşılaştırmak, Öteki’nin başkalığını sınırlamak ve böylelikle yüz yüze ilişkinin indirgenemez etik
sorumluluğunu indirgemek anlamına gelir. Levinasçı bir perspektiften
bakıldığında bu zaten olabilecek en kötü sonuçtur.
Biyoetiğin ikilemleri aynı zamanda Bergsoncu terimler kullanarak
akıl düzleminin sezgisel düzleme el uzatması olarak anlatılabilir. Akıl,
Bergson’a göre pozitif bilimler ve tıbbın işlediği düzlemdir. Bu düzlemde özne kendini bilgi nesnesinden ayırır ve nesneyi bilebilmek için onu
mekanik olarak parçalarına ayırarak analiz eder (Lapoujade, 2018, s. 2).
Gerçekliğin bir kısmını kesip sabitleyen, soyutlayan, genelleyen, indirgeyen akıl, cansız maddeleri çalışmakta daha başarılıdır (Bergson, 1946,
s. 41). O yüzden bilimin asli alanları matematik, fizik ve kimya olmuştur.
Ancak yaşayan varlıklar üzerinde, yani zamana, değişime ve devinime
tabi dünyada bu yaklaşım daha az başarılıdır. Sağlık hizmeti dağıtımında
kullanılan soyutlama ve parçalama yöntemi yaşayan kişilere uygulamaya uygun değil, çünkü onları nesneleştirerek soyut, istatiksel yaşamlara
indirger. Akıl düzleminde zaman uzamsal olarak algılanır; doğrusal bir
çizgide, iki an arasında kat edilen mesafe olarak; bir çizgi üzerinde sa113