YAŞ AYRIMCILIĞI toplumsal yaşamda çocuk olmak, gündelik yaşamda bile birçok açıdan ayrıma ve dışlanmaya maruz kalmak anlamına gelir. Bu genel çerçeve içinde gözden kaçırmamamız gereken konu, çocukların homojen bir kategori olmadığıdır. Çocuklar cinsiyetlerine, ırk ya da etnik kökenlerine, sosyoekonomik durumlarına ve diğer daha pek çok özelliklerine göre farklı çocukluklar deneyimler. Buna paralel olarak kız çocukları, siyah çocuklar, farklı etnik ya da dini kökene sahip çocuklar, sakat çocuklar, LGBTİ çocuklar ve mülteci çocukların diğer çocuklardan daha derin bir ayrımcılık ve dışlanmayla karşılaşmakta olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Üstelik çocukluk dediğimiz kategori, çok farklı kapasite ve deneyimlere sahip farklı yaş gruplarını da bir çatı altında barındırır. Bu çatı altındaki farklı yaş gruplarından çocukların da farklı türlerde ve şiddette dışlamaya maruz kaldığını görebiliriz. Ancak bu yazıda, çocukların farklılıklarından dolayı değil bir toplumsal kategori olarak, sırf çocuk oldukları için maruz kaldığı ayrımcılık konusunda bir genel değerlendirme yapmaya çalıştım. Yukarıda ifade ettiğimiz ve örneklerini gördüğümüz gibi, çocuklara farklı davranılması çoğu zaman normal karşılanmakta ve dahası bu tür farklı tavır ve davranışlar neredeyse hiçbir zaman ayrımcılık, dışlama olarak algılanmamaktadır. Çocuklara yönelik ayrımcılığa dair bu körlüğü modern toplumun çocukluk kurgusunda aramak gerekir. Çok kabaca, tarihsel süreç içinde birbiriyle ilişkili bir dizi etkenin rol oynamasıyla çocuklar ile yetişkinlerin dünyası birbirinden ayrılmış ve zamanla bu mesafe daha da derinleşmiştir. Pek çok sosyal tarihçinin çocukluğun tarihsel serüveni üzerine yaptığı çalışmalarda da görüldüğü üzere eğitim sisteminin ortaya çıkışı, aile yapısında meydana gelen değişimler, kapitalizmin gelişimi ve ebeveynlerin tutum değişikliği (Pollack, 1996: 28-29) sonucunda yetişkinler ile çocukların dünyası birbirinden ayrılmıştır. Bu alanda önemli isimlerden biri olan Postman, 15. yüzyılda matbaa makinesinin bulunmasının yeni simgesel bir dünya yarattığından söz eder. Matbaanın bulunmasıyla yazılı metinler hızla çoğalmış ve artık okuyabilenler ile okuyamayanlar arasında bir ayrım oluşmuştur. Böylece yetişkinlik yeniden tanımlanırken, çocuklar yetişkin yaşamından dışlanmıştır (Postman, 1995: 33). Artık yetişkinlik kazanılması gereken bir statü haline gelmiş, dahası o zamana kadar ye155

Hedef paragraf seç3