Medyada Ayrımcılık:
Ötekileştirme ve Nefret Söylemi
Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu
Devletin ideolojik aygıtı olan medyanın, kendi gündemini yaratırken
hem örtük hem açık biçimde ırkçılık, etnik önyargı, zenofobi, antisemitizm gibi kavramlar üzerinden nefreti yeniden ürettiğini ya da pompaladığını biliyoruz. Medya olumsuz, alaycı ifadeler, küfür, hakaret,
aşağılama, abartı taktiklerine başvurarak “öteki”leştirdiği ve “hedef”
haline getirdiği grupları kamu güvenliğini tehdit edici “potansiyel risk
ve tehdit saçan öcüler” gibi sunarak, toplumdaki “öteki” gruplara karşı
beslenen önyargıları pekiştirir ve bu grupların kendilerini korumasız ve
savunmasız hissetmelerine yol açar.
Platon’dan başlayarak günümüze kadar uzanan süreçte filozofların
ve sosyal bilimcilerin ilgi alanlarından biri olan “nefret”i modern görüşler tek başına bir duygu olarak değil, “duygusal bir tutum” olarak değerlendirmektedir. Bir başka açıklama da nefreti kişiselleştirilmiş, genelleştirilmiş ve küreselleştirilmiş öfkenin bir türü olarak nitelendirmektedir.
Medyada önyargılı, provokatif, ırkçı ve ayrımcı dil sıklıkla kullanılırken, bir yandan kişinin belirli bir gruba aidiyeti yüzünden küçük
düşürülmesi, aşağılanması, hedef gösterilmesi, diğer yandan nefret
söylemi üreten gruba güç ve önem atfedilmesine de tanıklık ediyoruz.
Böylelikle “öteki”leri değersizleştirme ve insani değerlerden uzaklaş63