II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI Günümüzde genel eğilim ırkçılık, ayrımcılık, savaş propagandası veya nefret içerikli ifadelerin, yarattıkları yıkıcı sonuçlar nedeniyle ifade özgürlüğünden yararlanmaması gerektiği yönündedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesine göre, herkes görüşlerini açıklama ve anlatma özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlük aynı zamanda kanaat özgürlüğünü, kamu otoritesinin müdahalesi olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü içerir. İfade özgürlüğünün başka bir hakla çatışması durumunda ya sözleşmenin 10. maddesi uygulanır ya da bu özgürlüğün kullanılması sözleşmede koruma altına alınan diğer hakların yok edilmesini hedefliyorsa, ifade özgürlüğünün sözleşme tarafından korunmamasına yönelik 17. madde uygulanır. Bu sınırlama ifade özgürlüğü için de geçerlidir. Nefret söylemi 10. madde tarafından korunan ifade özgürlüğü kapsamında değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı, belli kişi ya da grupları aşağılamak gibi nefret söylemi içeren somut ifadelerin sözleşmenin 10. maddesi kapsamında olmadığını, devletlerce ve ulusal yasalarca kısıtlanabileceğini ortaya koyar. AİHM, politikacıların hoşgörüsüzlüğü alevlendirecek bir dil kullanmama konusunda sorumluluk sahibi olduğunu ortaya koymuştur. Buna göre, siyasi tartışma özgürlüğü tüm demokratik sistemlerin temel ilkesidir ve hükümetler hem en ağır eleştirilere hoşgörü göstermek, hem de öngördükleri sınırlayıcı önlemlerin ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki doğurmasını engellemekle yükümlüdür. Hükümet kendisine yöneltilen ağır ve sert eleştirilere etkili cevaplar verebilecek avantajlı bir konumdadır. Bu nedenle, siyasi ifadelere yönelik devlet kaynaklı müdahaleler kabul görmemelidir. Medyada, nefret söylemi içeren açıklama ya da ifade –eğer bunun sahibi gazetecinin kendisi ise– kabul edilemez. Gazeteci, başkalarının nefret söylemi içeren ifadelerini aktarırken bunlar genel geçer, toplumun geneli tarafından kabul gören, onaylanan ifadelermiş gibi bir algı yaratmamakla yükümlüdür. Örneğin, bu tür cümleleri tırnak işareti içine almaksızın başlığa taşımamalıdır; kaldı ki sırf tırnak içine almak yetmez, haberin içinde bu ifadenin nefret söylemi içerdiğine ve kabul edilemez olduğuna dair bir notu da düşmesi gerekir. Özellikle de bu tür bir ifadenin başlıkta yer almasının, öncelikle gazete haberlerinin yalnızca başlığını okuyan okurların gözünde söz konusu kanaati meşrulaştırma 66

Hedef paragraf seç3