Kamu görevlisi ve cumhurbaşkanı adayı sıfatının aynı anda taşınmamasının sağlanmasıyla,
kampanya olanakları bakımından devlet kaynaklarını kullanmama ve tarafsızlık hedefleniyorsa, bunun herhangi bir kamu görevlisi için zorunlu bir koşul olmasına karşın bakanlar
ve başbakan gibi doğrudan bir siyasi partiyle de ilişkisi olan kamu görevlileri bakımından
görevden çekilme şartının aranmamasını anlamak güçtür. Bu tartışma, seçim sonrasına ilişkin
tartışmaları da beraberinde getirmiştir.
Bu konuda yapılan başvurular da YSK tarafından reddedilmiştir. Başvuru ile ilgili haberler
medyaya da yansımıştır.
“Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığı nedeniyle görevinden istifa etmesi gerektiği yönündeki talepleri oybirliğiyle reddetti.
Kurul, cumhurbaşkanlığı adaylıklarının kesinleşmesinin ardından, Başbakan Erdoğan’ın görevine devam etmesine ilişkin 15 itirazı karara bağladı.
İtirazlar, Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığının kesinleşmesiyle birlikte Başbakanlık görevinden istifa etmiş sayılması gerektiği talebini içeriyordu.”10
Başbakanın adaylığı için YSK tarafından alınan “görevinden istifa etmesine gerek olmadığı”
kararı, seçim sürecinin her aşamasında adaylar arasında eşitsizlik yaratmıştır.
Propaganda ve Seçim Kampanyasının Finansmanı
Propaganda ve seçim kampanyasının finansmanı, Kanunun 13. ve 14. maddelerinde düzenlenmiştir. Propagandanın eşit olanaklarla yapılabilmesi konusunda genel ve yerel seçimlerde
uygulanan 298 sayılı Kanundaki hükümlere atıf yapılmış, propaganda dönemi olarak ise aday
listesinin kesinleştiği günden, oylamanın yapılacağı günden önceki güne kadarki dönem belirlenmiştir.
Cumhurbaşkanı Seçim sürecini özgün kılan unsurlardan biri de cumhurbaşkanı adaylarının
tarafsızlık niteliği nedeniyle doğrudan bir siyasi partinin adayı olmaması ve bu nedenle seçim
kampanyasının finansmanının özgün bir modele sahip olmasıdır. Kanunun 14. maddesine
göre adaylar, ödünç niteliğinde para kabul edemeyeceğinden sadece seçim harcamalarında
kullanmak üzere üst sınırı 9.082.51 TL olmak üzere kişisel bağış ve yardım kabul edebilecektir. Adaylar, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, tüzel kişilerden ve Türkiye
uyruğunda olmayan gerçek kişilerden bağış ve yardım alamazlar. Bu doğrultuda adaylar ancak
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan gerçek kişilerden bağış ve yardım alabilecektir. Her bir
kişinin adaya yapabileceği nakdî yardım miktarı, her bir tur için en yüksek Devlet memuruna
mali haklar kapsamında fiilen yapılmakta olan her türlü ödemelerin bir aylık brüt tutarını
geçemez. Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek tutarın üzerindeki nakdî yardımlar doğrudan,
bu miktarın altında kalanlar ise makbuz karşılığı alınıp Seçim Hesabı olarak açtıracakları bir
banka hesabına yatırılır. Bu bağış ve yardımlar ile harcamalar YSK tarafından tasdik edilen
listelere kaydedilir ve seçim hesapları da yine YSK tarafından incelenip, incelemenin tamamlanmasından itibaren bir ay içinde ilan edilecektir.
Başbakanın Cumhurbaşkanı Seçilmesi Sonrası Görevine Devam
Etmesine İlişkin Tartışmalar
Seçim sonrasına damgasını vuran tartışmalardan biri de 10 Ağustos seçiminde aday olan Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından siyasi parti ile ilişkisi, milletvekilliği sıfatı ve Başbakanlık görevinin ne zaman sona ereceğine ilişkin tartışma olmuştur.
Anayasa’nın 2007 yılında değiştirilen 101. maddesinin IV. fıkrasına göre “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer”. Cum-
10 http://gundem.bugun.com.tr/ysk-son-sozu-soyledi-haberi/1183812
9