ULUSLARARASI ENGELLİ HAKLARI KONFERANSI - ENGELLİLERİN ADALETE ERİŞİMİ
baskının (herhangi bir şeklinin) değişen bir koşul olduğunu ve baskıya
muhalefetin bir tanım, kimlik, eğitim ve direniş süreci olduğunu anlarsak,53 sembolik ve katılımcı unsurların açıkça tanımlanması gerekmez.
Bunlar bir ikilik içinde keşfedilebilir, çünkü anlatılardan çıkan temalar
sinerjiktir ve birbirinden beslenir. Örneğin, bu araştırmanın sembolik
yönü, kendi eylemleriyle ya da katılımcılara kontrol ya da özgüven duygusu veren koşullar üzerinden katılımcıların baskıya olan muhalefetini
inceler. Aynı şekilde, katılımcı unsur “insanların siyasal ve kamusal hayata katılarak adaleti ne ölçüde sağlayabildiğini”54 göz önünde bulundurmaktadır. Ancak, öncelikle bir grupla veya toplumun diğer üyeleriyle toplu katılım gibi katılımcıların hukuki alanda adalet tecrübelerine
odaklanır.
Sonuç
Bu araştırmanın temel amacı, her bir katılımcının karşılaştığı engelleri
ve kolaylaştırıcıları ve “adaletin” kalitesini etkileyen diğer faktörlerin
karmaşıklığını tespit ederek, aile içi şiddet bağlamında yedi engelli kadının yasal ihtiyaçlarını anlama anlayışımızı geliştirmek oldu. Burada
kullanılan ve sürecin temel, usule dayalı, sembolik ve katılımcı yönlerini
kapsayan çerçeve, katılımcıların anlatıları üzerinden etkili ve anlamlı
bir “adalete erişim” kavramı oluşturmak için uyarlandı. Bu bağlamda
bazı örtüşmeler olduğunu ve yorumlanıp kullanılan çeşitli bileşenler
arasında net bir açıklamanın olmadığını kabul ediyorum, ancak bu aynı
zamanda bir bütün olarak hukuk sisteminin ve “adalet”in bir özelliğidir.
Gerçekten de, Hughes’un belirttiği gibi, “Hukuk sistemi yoluyla adalete
erişimin artırılması hakkında konuşmak nispeten kolay; zor olan adalete
daha karmaşık ve çokyönlü erişimin nasıl ilerletileceğini bulmak.”55
53 James I. Charlton, The Dialectics of Oppression and Empowerment, in Nothing About Us Without
Us: Disability Oppression and Empowerment, OUP 2000, s. 153.
54 Flynn (n 8), s. 141.
55 Hughes (n 19), s. 784.
124