Çocuklar ve Adalete Erişim Dilek Kumcu Engelin ya da farklı durumun görünür olup olmaması, uğradığınız ayrımcılık meselesini çok da değiştirmiyor. Mesela engelli, Alevi, Kürt bir kız çocuğunun, toplumsal bir muhalefet olayının olduğu yerde sadece bulunuyor olması adalet mekanizmasıyla temas etmesine sebep olabiliyor. Sadece yoldan geçiyor olması yeterli oluyor kimi zaman; çünkü bu kız çocuğu işitme engelliyse orada ne olup bittiğini zaten kendisi algılayana kadar sesi duymadığı için, kendisine bir uyarı yapılsa da yoluna devam ettiği için yani engeli görünmez olduğu için, zaten bu temas gerçekleşebiliyor. Biz 2005-2016 yılları arasında Gündem Çocuk Derneği olarak engelli çocukların da başvurularını aldığımız bir dava izleme programı yürütmeye çalıştık. “Neden 2016’ya kadar?” diye sorulabilir: Çünkü Olağanüstü Hal ilanıyla kapatılan sivil toplum kuruluşlarından biri de bizim derneğimizdi. O günden bu yana o davaları artık dernek adına değil, bireysel ve gönüllü desteklerle takip ediyoruz. Bunu belirtiyorum, çünkü ücretsiz avukatlık hizmeti Türkiye’de hâlâ yasal olarak biraz daha düzenlemeye ihtiyaç duyulan alanlardan biri. Adli yardım, adli müzaheret dediğimiz mahkemeler tarafından verilen harçlardan muafiyet kararı ve baroların avukatlık hizmetini ücretsiz sunması olmak üzere iki türlüdür. Dolayısıyla ikisi arasındaki fark, istatistikler bakımından çok değişir. Engelli bir çocuğun bu mekanizmalarına erişimi meselesine sunuşun ilerleyen kısımlarında geleceğim. Öncelikle “Çocuk kimdir?” sorusunu cevaplayacak ve adalet mekanizmasında çocuğun sadece yaşından dolayı nasıl cezasızlığa sebep olduğu ya da nasıl ayrımcılığa maruz kaldığı üzerinde duracak, yine Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (BMÇHS) ile Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nden yola çıkarak (BMEHS) hak137

Hedef paragraf seç3