Adalet Kuramı: Eşitlik ve Fark Arasında Marita Brčić Kuljıš Giriş Toplumdaki değişimler ve dildeki değişimler karşılıklı şartlara dayalıdır. Dil düşüncedeki değişimleri yansıtır. Bunu bir hakikat olarak kabul edebiliriz, ancak gerçekte toplumdaki değişimler ve düşüncedeki değişimler çok çok yavaş gerçekleşir. Toplumdaki değişim ile dildeki değişim etkileşim içindedir. Dil düşünme biçimindeki değişimi yansıtır. Bunun en iyi örneği engelli bireylerin durumudur; sakattan engelli bireye.1 Dil bir bireyin statüsünü engelli birey olarak kabul ettiğinde, engellilerin onur ve haklarının kabul edilmesi için (resmi olarak) alan açmıştır. Bu değişimlerin etkisi altında, 1975 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu temel yasal bir adım atarak 3447 sayılı kararla Engelli Bireylerin Hakları Deklarasyonu’nu beyan etmiştir. Bu kararla “engelli kişi” tanımı “normal bir ferdin, kişisel ve/veya sosyal yaşayışında kendi kendine yapması gereken işleri, bedensel veya zihinsel kabiliyetlerinde kalıtımsal veya sonradan meydana gelen herhangi bir noksanlık sonucu yapamayan kişi” şeklindedir.2 Deklarasyona, kanunlar ve dilde yapılan değişikliklere rağmen engelli kişiler hâlâ adaletsizliğin mağdurlarıdır. Bu durum yapı1 G. Loewen, W. Pollard, “The Social Justice Perspective”, Journal of Postsecondary Education and Disability 23(1), 2010), s. 5-18. 2 http://www.independentliving.org/docs6/unga19751209.html 21

Hedef paragraf seç3