ADALETE ERIŞIM HAKKININ ÇERÇEVESI insanların kabiliyetlerinin çok farklı olduğunu söyler. Örneğin, hepimiz aynı seviyedeki kaynakları bize işleyen ve haysiyetli bir hayat temin edecek şekilde değerlendirme noktasında aynı kabiliyette değiliz. Her ne kadar ilk bakışta yararcılık her şekliyle (sonuççuluk, refahçılık ve toptancılık) engelli kişiler için adalet kuramı olarak uygun görünse de, uygulamada öyle değildir. Yararcılık toplam refahı azami ölçüye çıkarmaya çabalayan toplam “nispi geliri” göz önünde bulundurur. Ancak, bu yaklaşımda bireyselliği savunmak da gereklidir. Amartya Sen insanların sahip olduğu kaynaklar yerine, insan hayatına bir bütün olarak odaklanır. Örneğin, tekerlekli sandalye kullanan zengin bir adam düşünün. Onun için kaynaklar (para) sorun değildir. Sorun, kaliteli bir hayat için paranın nasıl aktarılacağıdır. O özgürlüğü kaliteli bir hayat için kapasite ve fırsat olarak görür; buna sahip olmayı da bir hak. Eğer belli insanların kaynaklarla ne yapabileceği yerine sadece kaynaklara odaklanırsak bu yetersiz olur. Sen’e göre kabiliyetler işleyiş olasılıklarının farklı yolları bağlamında anlaşılmalıdır. Kabiliyet yaklaşımı farklı bir adalet kuramını savunur: Farklılıkları içerecek, bireyselleştirilmiş yaklaşımı savunan bir kuram. Siyasi topluluğun bireylere yönelik bireyselleştirilmiş yaklaşımı günümüzde engelli kişilerin karşılaştığı yapısal adaletsizliği ortadan kaldırabilir. 27

Hedef paragraf seç3