657 Sayılı DMK’nun 53. maddesi de kamu kurum ve kuruluşlarının çalıştırdıkları
personel sayısının %3’ü oranında engelli personel çalıştırmalarını düzenlemektedir.
Maddede istihdam edilecek engelli personel sayısının belirlenmesinde dolu kadrolar
üzerinden hesaplanması ve yurtdışı kadroların hesaplamaya dahil edilmeyeceği de
hüküm altına alınmıştır.
İK ve DMK’nun engelli kotasıyla ilgili düzenlemelerindeki bir nokta kanun koyucunun
kafa karışıklığını göstermesi açısından dikkate değerdir.
İK’nın 30 maddesindeki kotaya ilişkin hesaplamada, yer ve su altı işlerinde çalışanlar
hesaplama dışında bırakılmıştır, DMK’nında ise yurtdışı kadrolar hesaplama dışıdır.
Yer ve su altı işlerinde engellilerin çalıştırılmaması pozitif bir yaklaşıma denk
düşmektedir. Oysa yurtdışı kadroların hesaplama dışında bırakılmasını anlamak mümkün
değildir.
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 7. maddesinde taşıt alımlarında
engellilere yönelik muafiyet, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17.
maddesinde engellilerin eğitim ve meslekleri ile günlük yaşamları için özel olarak
üretilmiş metalar için istisna,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda engelliler ve bakmakla
yükümlü oldukları engelli bireyler bulunan kişiler için indirim ve istisna ve son olarak 5510
sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Siğortası Kanunu’nda erken emekliliğe ilişkin
düzenlemeler pozitif ayrımcılık hükümleri olarak mevzuatta yer almaktadır.
4.5. Engelliler ve Ayrımcılık
Engellilere yönelik ayrımcılıkla ilgili iki genelleştirme yapmak olanaklıdır. Birincisi kamu
otoritesi ve toplumda egemen olan “yardım ve acıma” tutumu dolaylı yada doğrudan
ayrımcıl��ğın üstünü örtmektedir. İkincisi ise ayrımcı pratikler ve ayrımcılığın önlenmesi
konusunda engelliler, engelli aileleri ve kamu görevlileri arasında farkındalık düzeyi
düşüktür. Bu durum engellilere yönelik ayrımcılığın boyutlarını, görünür olmasını ve
ayrımcılık vakalarının yargıya taşınmasını önlemektedir.
Yapılan bütün alan araştırmalarının ve istatistiki verilerin karşılaştırılmasından elde edilen
sonuçlarla, engelliler ve ailelerinin medyaya da yansıyan anlatımları ise Türkiye’de
engellilerin ve engelli ailelerinin dolaylı ve doğrudan ayrımcılıkla sıkça karşılaştıklarını
göstermektedir. Verilere göre genel olarak kadın engelliler ile bazı engelli gruplarının
daha fazla ayrımcılığa maruz kalmaktadır.
Türkiye Özürlüler Araştırması Temel Göstergeleri’ne göre engellilerin cinsiyete göre okur
yazarlık oranları aşağıdaki gibidir 22 ve kadın engelliler aleyhine durumu ortaya
koymaktadır.
22
http://www.ozida.gov.tr/arastirma/oztemelgosterge.htm
15